2 Kasım 2025
6098 Sayılı TBK m.219 vd. ve 6502 Sayılı TKHK m.8-12 Kapsamında Seçimlik Haklar, Zamanaşımı ve Cezai Sorumluluk Bu rehber, 2026 yılı itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ve Yargıtay içtihatları dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Kilometresi düşürülmüş bir aracın satılması, olağan bir incelemeyle fark edilemeyen ve ancak teknik ekspertizle ortaya çıkan bir "gizli ayıp" olarak kabul edilir. Satıcı, aracı galeriden mi yoksa şahıstan mı satın aldığınıza göre 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre sorumludur; her iki durumda da satıcı, kilometrenin düşürüldüğünü bilmese, hatta bu işlemi kendisi yapmamış olsa dahi alıcıya karşı sorumludur. Alıcı, sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değişim haklarından birini seçebilir; bedel indirimi talep edildiğinde Yargıtay'ın yerleşik "nispi metod" uygulamasıyla aracın ayıplı ve ayıpsız değerleri arasındaki oran satış bedeline yansıtılır. Ayıbın öğrenilmesinden sonra derhal satıcıya bildirim yapılması zorunludur. Kural olarak iki yıllık zamanaşımı uygulanmakla birlikte, kilometre düşürme Yargıtay tarafından ağır kusur ve hile olarak nitelendirildiğinden bu süre çoğu olayda işlemez. Kilometre düşürme ayrıca Türk Ceza Kanunu'na göre dolandırıcılık suçunu oluşturur ve hukuki sürece ek olarak cezai şikâyet yoluna da başvurulabilir.
Kilometre Düşürme Neden "Gizli Ayıp" Sayılır? Hukukta ayıplar, tespit edilebilirlik derecesine göre açık ve gizli ayıp olarak ikiye ayrılır. Kaportadaki bir göçük, yırtık bir koltuk döşemesi veya çalışmayan bir far gibi teslim anında gözle görülebilen kusurlar açık ayıptır ve alıcı, aracı teslim alırken bunları fark edip itiraz etmediyse kabul etmiş sayılır. Buna karşılık kilometre düşürme, genellikle aracın elektronik kontrol ünitesine (ECU) müdahale edilerek yapılır ve satın alma sırasında yapılan olağan bir muayene ile, hatta çoğu zaman standart bir ekspertiz incelemesiyle dahi tespit edilemez. Ancak TRAMER kayıtları, muayene istasyonu geçmişi veya yetkili servis bakım kayıtlarıyla karşılaştırmalı bir inceleme, kimi zaman da mahkeme bilirkişi incelemesi bu durumu ortaya çıkarabilir. Bu nedenle kilometre düşürme, hukuken tipik bir "gizli ayıp" örneği olarak kabul edilir.
Ayıplı araç satışında hangi kanunun ve hangi mahkemenin uygulanacağı, satıcının ticari bir işletme (galeri, yetkili bayi) mi yoksa bir şahıs mı olduğuna göre değişir.
Uygulanacak kanun 6502 sayılı TKHK 6098 sayılı TBK m.219 vd.
İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelik uyarınca, galericiler sattıkları ikinci el araçlar için asgari üç ay veya beş bin kilometreyi kapsayan bir garanti sunmakla yükümlüdür; bu husus, galeriden alınan araçlarda alıcının korumasını şahıstan alıma göre daha da güçlendirir.
TBK m.219 uyarınca satıcı, satılanın ayıplarından, bu ayıplar kendisi tarafından bilinmese bile sorumludur. Bu nedenle "ben de bilmiyordum", "eski sahibi yapmış olmalı" gibi savunmalar alıcıya karşı ileri sürülemez; satıcının ayıptan sorumluluğu kusurdan bağımsızdır. Satıcı, kilometre düşürme işlemini kendisi yapmamış ve aracı önceki sahibinden o hâliyle devralmış olsa dahi, alıcıya karşı sorumluluktan kurtulamaz; dilerse kendisine aracı satan önceki kişiye rücu ederek ödediği tazminatı geri isteyebilir, ancak bu rücu hakkı alıcının satıcıdan doğrudan talepte bulunma hakkını hiçbir şekilde etkilemez.
Gizli ayıp tespit edildiğinde alıcı, dört seçimlik haktan dilediğini kullanabilir: aracı iade edip ödediği bedelin tamamını geri alabilir (sözleşmeden dönme); aracı elinde tutup değer kaybı kadar bedelden indirim isteyebilir; ayıp giderilebilir nitelikteyse ücretsiz onarım talep edebilir; imkân varsa aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteyebilir. Uygulamada kilometre düşürme gibi ağır ayıplarda alıcılar çoğunlukla sözleşmeden dönmeyi veya bedelden indirimi tercih eder; onarım ve misli ile değişim, kilometrenin gerçek hâline getirilemez olması ve ikinci el araçlarda eşdeğer bulmanın güçlüğü nedeniyle nadiren uygulanabilir.
Bedelden indirim talep edildiğinde Yargıtay, yerleşik uygulamasında "nispi metod" adı verilen hesaplama yöntemini benimser: aracın satış tarihindeki ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı hâldeki rayiç değeri ayrı ayrı bilirkişi tarafından belirlenir, bu iki değer arasındaki oran tarafların kararlaştırdığı satış bedeline uygulanarak indirim tutarı hesaplanır. Örneğin aracın ayıpsız değeri 900.000 TL, ayıplı değeri 700.000 TL olarak belirlenirse, alıcı yaklaşık 200.000 TL'lik bir indirim talep edebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde alıcı, satış bedeli yanında devir masrafları, araç için yapılan zorunlu harcamalar ve yasal faizi de talep edebilir; buna karşılık satıcı da aracın kullanım süresine göre bir kullanım bedeli (ecrimisil) talep edebilir. Ayıp nedeniyle oluşan ek masraflar (beklenmedik tamir, bakım) ve bazı hâllerde manevi tazminat da talep edilebilir.
TBK m.223 uyarınca alıcı, gizli ayıbı öğrendiğinde bunu derhâl, yani makul olan en kısa sürede satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim ispat açısından yazılı olarak, tercihen noter ihtarnamesiyle yapılmalıdır; ayıbı öğrenip aracı aylarca kullanmaya devam etmek, malın ayıplı hâliyle kabul edildiği sonucunu doğurabilir. Satıcı, ağır kusurlu olsa bile bu bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz; ancak gecikmiş bildirim, alıcının ispat yükünü ağırlaştırabilir.
Zamanaşımı bakımından kural, malın tesliminden itibaren iki yıldır (ikinci el satışlarda taraflar bu süreyi bir yıla kadar kısaltabilir).
Ancak Kanun, ayıbın satıcı tarafından ağır kusur veya hile ile gizlenmesi hâlinde bu sürenin uygulanmayacağını öngörür. Yargıtay, kilometre düşürme işlemini yerleşik içtihadıyla hileli bir davranış ve ağır kusur olarak nitelendirmektedir; bu nedenle km düşürme tespit edilen olayların büyük bölümünde iki yıllık süre işlemez ve alıcı, aradan uzun yıllar geçmiş olsa dahi haklarını ileri sürebilir.
Kilometre düşürme, hukuki sorumluluğun yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında dolandırıcılık suçunu da oluşturur.
Kanunun 157. maddesi, hileli davranışlarla bir kişiyi aldatarak kendisine veya başkasına haksız bir yarar sağlanmasını bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırır; kilometre düşürme işleminin bilişim sistemleri kullanılarak (ECU müdahalesi gibi) gerçekleştirilmesi hâlinde TCK m.158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık söz konusu olabilir ve ceza üç yıldan on yıla kadar hapse çıkabilir. Hukuki ve cezai süreçler birbirinden bağımsız yürür; alıcı, tazminat davasının yanı sıra Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak cezai süreci de başlatabilir. Satıcının gerçekten haberi yoksa cezai sorumluluktan kurtulması mümkün olabilir, ancak bu durum TBK m.219 uyarınca hukuki (tazminat) sorumluluğunu hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz.
Aracı satan galeri kadar, satış öncesinde ekspertiz raporu düzenleyen firmalar da sorumlu tutulabilir. Ekspertiz, sunduğu hizmetin ayıplı olması nedeniyle (kilometre düşürmeyi tespit edememesi gibi) alıcıya karşı sorumludur; gerçeği yansıtmayan bir ekspertiz raporuna güvenerek araç satın alan alıcı, uğradığı zararın giderilmesi için ekspere karşı ayrı bir tazminat davası açabilir. Bu sorumluluk iki yıllık zamanaşımına tabidir. Somut olayın özelliklerine göre galeri ve ekspertiz firması tek başına veya araç sahibiyle birlikte müteselsilen sorumlu tutulabilir. Bilerek gerçeğe aykırı rapor düzenleyen eksper hakkında ayrıca cezai şikâyette de bulunulabilir.
Bir tüketici, bir galeriden 2020 model bir otomobili, 100.000 km'de olduğu beyanıyla 900.000 TL'ye satın alır. Altı ay sonra aracı bir başka yetkili serviste kontrolden geçirirken, servis kayıtlarının 2022 yılında aracın 180.000 km'de olduğunu gösterdiğini fark eder.
Tüketici, TRAMER kaydını ve muayene istasyonu geçmişini e-Devlet üzerinden sorgulayarak kilometredeki tutarsızlığı belgeler ve galeriye noter aracılığıyla ihtarname göndererek durumu bildirir; ihtarnamede sözleşmeden dönme talebini açıkça belirtir. Galeri, kilometreyi kendisinin düşürmediğini, aracı bu hâliyle devraldığını ileri sürerek talebi reddeder. Bu savunma TBK m.219 uyarınca satıcıyı sorumluluktan kurtarmadığından, tüketici dava açar; galeriden alım söz konusu olduğu için süreç TKHK kapsamında yürütülür.
Mahkemece atanan bilirkişi, aracın gerçek kilometresi esas alındığında ayıpsız değerinin 900.000 TL, ayıplı hâldeki gerçek değerinin ise 700.000 TL olduğunu tespit eder. Kilometre düşürme ağır kusur/hile niteliğinde kabul edildiğinden zamanaşımı def'i reddedilir; mahkeme, nispi metod uyarınca hesaplanan 200.000 TL'nin yasal faiziyle birlikte tüketiciye iadesine karar verir.
Kilometre tutarsızlığının TRAMER, muayene kaydı, servis e-Devlet üzerinden ücretsiz sorgulanabilir.
tespiti geçmişi Bildirim (ihtar) Öğrenildikten sonra derhâl Noter ihtarnamesi ispat açısından en güvenli yoldur.
Zamanaşımı Kural 2 yıl Hile/ağır kusur hâlinde (km düşürme dahil) süre işlemez. Hukuki süreç Satıcının sıfatına göre değişir Galeriden alımda Hakem Heyeti/Tüketici Mahkemesi, şahıstan alımda Asliye Hukuk Mahkemesi.
Cezai şikâyet Hukuki süreçten bağımsız Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusuyla başlatılır.
Aracı bir galeriden değil, şahıstan aldım. Yine de dava açabilir miyim? Evet. Şahıstan yapılan satışlarda TKHK değil TBK m.219 vd. hükümleri uygulanır ve dava Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.
Satıcının ticari bir işletme olmaması, ayıptan sorumlu tutulmasına engel değildir.
Satıcı kilometreyi kendisinin düşürmediğini, aracı bu hâliyle aldığını söylüyor. Bu onu sorumluluktan kurtarır mı? Hayır. TBK m.219 uyarınca satıcı, ayıbı bilmese veya bizzat yapmamış olsa dahi sorumludur. Satıcı dilerse kendisine aracı satan kişiye rücu edebilir; ancak bu, alıcıya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Aracı satın alalı üç yıl oldu, hâlâ dava açabilir miyim? Kural olarak iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olsa da, kilometre düşürme Yargıtay tarafından ağır kusur/hile olarak kabul edildiğinden bu süre çoğunlukla işlemez. Somut olayın delillerine göre değerlendirme yapılması için bir avukata danışmanız önerilir.
Hem tazminat davası açıp hem de savcılığa şikâyette bulunabilir miyim? Evet. Hukuki (tazminat) süreç ile cezai (dolandırıcılık) süreç birbirinden bağımsızdır ve aynı anda yürütülebilir. Cezai süreç, satıcı üzerinde ayrıca bir baskı unsuru da oluşturabilir.
Aracı iade etmek yerine elimde tutup fiyat farkını isteyebilir miyim? Evet, bu seçimlik haklardan biridir. Bedelden indirim talebinde, aracın ayıpsız ve ayıplı rayiç değerleri bilirkişi tarafından belirlenir ve Yargıtay'ın nispi metod uygulamasıyla indirim tutarı hesaplanır.
Geç bildirim: Ayıbı öğrenip aracı aylarca kullanmaya devam etmek, malın ayıplı hâliyle kabul edildiği sonucunu doğurabilir; bildirim derhâl yapılmalıdır.
Sözlü ihtar: Telefonla veya sözlü yapılan bildirimler ispat sorunlarına yol açar; her zaman noter ihtarnamesi veya yazılı bildirim tercih edilmelidir.
Yanlış mahkemede dava açma: Satıcının galeri mi şahıs mı olduğunun doğru tespit edilmemesi, davanın görevsizlik kararıyla reddine ve zaman kaybına yol açar.
Delil toplamadan harekete geçme: TRAMER kaydı, muayene geçmişi ve servis kayıtları olmadan yapılan başvurular ispat yetersizliğinden reddedilebilir.
Zamanaşımını baştan kabul etme: İki yıl geçtiği düşüncesiyle haktan vazgeçmek hatalıdır; hile/ağır kusur istisnası çoğu km düşürme olayında uygulanır.
Kilometresi düşürülmüş bir araçla karşılaşan alıcı, hem güçlü hukuki hem de cezai koruma mekanizmalarına sahiptir; ancak bu korumanın etkili kullanılabilmesi, satıcının sıfatına göre doğru hukuki zeminin belirlenmesine, bildirimin derhâl ve yazılı yapılmasına, delillerin (TRAMER, muayene kaydı, bilirkişi raporu) eksiksiz toplanmasına bağlıdır. Zamanaşımı def'i karşısında km düşürmenin ağır kusur/hile niteliğinin doğru ortaya konması, davanın kaderini belirleyen en kritik unsurdur. Kilometresi düşürülmüş bir araçla karşılaştıysanız, sürecin en başında bir avukattan destek almanız hem doğru seçimlik hakkın belirlenmesini hem de tazminatınızın eksiksiz hesaplanmasını güvence altına alır. Küheylan Hukuk Bürosu olarak gizli ayıplı araç uyuşmazlıklarında müvekkillerimize uzman kadromuzla destek sunmaktayız.
Önemli Yasal Uyarı: Bu rehberde yer alan hukuki açıklamalar Küheylan Hukuk Bürosu tarafından 2026 yılı itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ve Yargıtay içtihatları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olayın delil durumuna ve bilirkişi tespitlerine göre sonuç değişebilir. Sürelerin ve bildirim yükümlülüklerinin hatalı yönetilmesi telafisi güç hak kayıplarına yol açabileceğinden, sürecin bir avukat desteğiyle yürütülmesi tavsiye olunur. © 2026 Küheylan Hukuk Bürosu. Tüm Hakları Saklıdır.
Burhaniye Mh. Neşetbey Sk. No:12/5 Kat:5 Daire:3 Üsküdar/İstanbul - info@kuheylan.av.tr - kuheylanhukuk.com Küheylan Hukuk Bürosu © 2026
KÜHEYLAN HUKUK