18 Ağustos 2026
Kanun Yararına Bozma (CMK m.309): Kesinleşmiş Karara Karşı Son Hukuki İmkân Ceza Muhakemesi Kanunu m.309 ve m.310 Kapsamında Adalet Bakanlığının Bozma İstemi, Başvuru Usulü ve Bozmanın Sonuçları Bu rehber, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadı esas alınarak 2026 yılı itibarıyla güncellenmiştir.
Özet Kanun yararına bozma, hâkim veya mahkemece verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Yola başvurma yetkisi Adalet Bakanlığına aittir; Bakanlık kendiliğinden veya ilgilinin talebi üzerine harekete geçer ve istemini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla ilgili ceza dairesine iletir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 310. maddesi uyarınca Bakanlık istemi olmaksızın da bu yola başvurabilir. Başvuru herhangi bir süreye bağlı değildir, sanık aleyhine sonuç doğurmaz ve verilen bozma kararına karşı direnilemez.
1. Temyiz Edilmemiş Bir Karar İçin Yapılabilecek Bir Şey Var mı?
Ceza yargılamasında sık karşılaşılan durumlardan biri, kesin nitelikte olduğu için kanun yoluna kapalı ya da süresinde istinaf veya temyize başvurulmadığı için kesinleşmiş bir kararda açık bir hukuka aykırılığın sonradan fark edilmesidir. Cezanın yanlış maddeden belirlenmesi, zamanaşımının gözden kaçırılması, adli sicile işlenen bir hükmün hatalı kurulması ya da infaz aşamasında ortaya çıkan yanlış hesaplamalar bu kapsamda gündeme gelir.
Böyle bir durumda olağan kanun yolları tükenmiş görünse de hukuki imkân tümüyle ortadan kalkmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, tam olarak bu boşluğu doldurmak üzere öngörülmüştür. Rehberde bu yolun şartları, kimlerin harekete geçirebileceği, başvurunun nasıl hazırlanacağı, bozmanın türüne göre doğan sonuçlar ve diğer olağanüstü kanun yollarından farkları ele alınmaktadır.
2. Kanun Yararına Bozma Nedir?
Kanun yararına bozma, öğretide olağanüstü temyiz olarak da anılan ve mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda yazılı emir adıyla düzenlenmiş bulunan kurumun, yürürlükteki kanundaki karşılığıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun altıncı kitabında, olağanüstü kanun yollarına ayrılan bölümde 309 ve 310. maddelerde düzenlenmiştir.
Kurumun temel amacı, somut olayda taraflardan birine üstünlük sağlamak değildir. Kanun koyucu bu yolu, kesinleşmiş kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi ve kanunun ülke genelinde eşit biçimde uygulanmasının sağlanması amacıyla öngörmüştür. Bu nedenle kurum, bireysel bir hak arama yolundan çok, hukuk düzeninin bütünlüğünü koruyan bir denetim mekanizması olarak işler. Ne var ki uygulamada, bozmanın hükümlünün hukuki durumunda doğurduğu somut iyileşme nedeniyle bireysel sonuçları da son derece belirgindir.
Kesinleşmiş bir kararın yeniden tartışmaya açılması, kesin hüküm kurumunun sağladığı hukuki istikrarla gerilim içindedir. Öğretide de bu yolun ancak giderilmesinde büyük yarar bulunan aykırılıklar bakımından ve sanığın aleyhine sonuç doğurmaması koşuluyla kabul edilebileceği vurgulanır. Uygulamada da basit ve esasa etki etmeyen nedenlerle kesinleşmiş
kararların bozulması benimsenmez; aykırılığın esasa, cezanın miktarına, savunma hakkına veya hükümlünün hukuki durumuna değişiklik getirecek nitelikte olması aranır.
Kanun yararına bozma yoluna gidilebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte bulunması gerekir.
Hâkim veya mahkeme kararı bulunmalıdır: Karar veya hüküm, yargısal bir merci tarafından verilmiş olmalıdır. Cumhuriyet savcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararları gibi yargısal nitelik taşımayan işlemler bu kapsamda değildir.
Karar istinaf veya temyiz incelemesinden geçmemiş olmalıdır: Bu, kurumun en ayırt edici şartıdır. Bir üst dereceli mahkemenin denetiminden geçerek kesinleşmiş kararlar kanun yararına bozmaya konu olmaz; bunlar bakımından başka olağanüstü kanun yolları gündeme gelir.
Karar kesinleşmiş olmalıdır: Karar, verildiği anda kesin nitelikte olabileceği gibi, kanun yoluna başvurulması mümkün olmasına rağmen başvurulmadığı için kesinleşmiş de olabilir. Her iki ihtimal de kurumun kapsamındadır.
Maddi hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin bir aykırılık bulunmalıdır: Aykırılık, uygulanan kanun hükmünün yanlış belirlenmesi gibi maddi hukuka ilişkin olabileceği gibi, savunma hakkının kısıtlanması gibi usule ilişkin de olabilir.
Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kabulüne göre, hukuken geçerli olmayan karar ve hükümlere karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulamaz. Öğretide de bu doğrultuda; yokluklarında verilip ilgililerine tebliğ edilmediği için kesinleşmemiş hükümlerin, kanun yolunun türü, süresi ve merciinin gösterilmediği kararların, kanun yolu açıklamasında yanıltıcı ifade kullanılan kararların ve yok hükmünde sayılan kararların, kesinleşme koşulu gerçekleşmediğinden bu yola konu edilemeyeceği belirtilir. Böyle bir durumda izlenecek yol, kararın hukuken geçersizliğinin ortaya konularak ortadan kaldırılmasının sağlanmasıdır.
Kanun yararına bozma isteminde bulunma yetkisi iki makama tanınmıştır.
Adalet Bakanlığı, hukuka aykırılığı öğrendiğinde bozma istemini yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. Bakanlık bu yetkisini kendiliğinden kullanabileceği gibi, hükümlünün, sanığın, müdafiin ya da suçtan zarar görenin talebi üzerine de harekete geçebilir. Bireylerin doğrudan Yargıtaya başvurma yetkisi bulunmadığından, ilgililerin yapması gereken Bakanlığı harekete geçirmeye yönelik bir talepte bulunmaktır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 310. maddesi uyarınca, Adalet Bakanlığının istemi bulunmaksızın da kanun yararına bozma yoluna başvurabilir. Bu yetki, Başsavcılığın hukukun yeknesak uygulanmasını gözetme görevinin doğal sonucudur.
Kanun yararına bozma süreye bağlı değildir. Kararın kesinleşmesinin üzerinden ne kadar zaman geçtiğine bakılmaksızın, hukuka aykırılık tespit edildiğinde başvuru yapılabilir. Bu özellik, kurumu süreye tabi diğer kanun yollarından ayıran en belirgin niteliktir. Ancak süresizlik, başvurunun her zaman sonuç vereceği anlamına gelmez; cezanın infazının tamamlanmış olması ya da kaydın silinmiş bulunması, başvurunun hukuki yararı bakımından ayrıca değerlendirilir.
5. Başvuru Süreci Nasıl İşler?
Süreç, ilgilinin talebiyle başlaması hâlinde birbirini izleyen aşamalardan oluşur.
Talebin iletilmesi: Hukuka aykırılığı ileri süren kişi, gerekçeli dilekçesini kararı veren mahkemeye ya da doğrudan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne sunar.
Mahkemenin görüşü: Dosya, ileri sürülen aykırılığın bulunup bulunmadığına ilişkin gerekçeli görüş hazırlanmak üzere kararı veren mahkemeye gönderilir. Bu görüş dosyaya eklenerek Bakanlığa iletilir.
Bakanlık incelemesi: Ceza İşleri Genel Müdürlüğünde görevli hâkim dosyayı inceler. Kanun yararına bozma yoluna gidilmesi gerektiği kanaatine varırsa, bozma istemini içeren yazıyı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sunar. Aksi kanaatte ise bu yola gidilmemesine ilişkin kararını ilgili birime bildirir.
Başsavcılık aşaması: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Bakanlıkça bildirilen nedenleri aynen yazarak bozma istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
Yargıtay incelemesi: İlgili ceza dairesi, ileri sürülen nedenleri yerinde görürse karar veya hükmü kanun yararına bozar; yerinde görmezse istemi reddeder.
Bakanlıkça kanun yararına bozma yoluna gidilmesine karar verilmesi hâlinde bu durum kararı veren mahkemeye de bildirilir. Bildirimin ardından ilgilinin, hukuka aykırılığı açık olan kararın infazının durdurulmasını mahkemeden talep etmesi mümkündür. Başvurunun yapılmış olması infazı kendiliğinden durdurmadığından, hürriyeti bağlayıcı ceza infaz edilmekteyse bu talebin ayrıca ve açıkça ileri sürülmesi gerekir.
Talep dilekçesi, olayın yeniden anlatıldığı bir savunma metni değil, hukuki hatanın tespitine yönelik bir inceleme raporu niteliğinde kurulmalıdır. Etkili bir dilekçede şu unsurlar bulunur:
Kararın mahkemesi, tarihi, esas ve karar numarasıyla belirtilmesi ve kesinleşme tarihinin gösterilmesi.
Kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmediğinin açıkça ortaya konulması.
İleri sürülen aykırılığın, ilgili kanun maddesi ve yerleşik içtihatla birlikte tek tek maddeler hâlinde açıklanması.
Her aykırılığın hükmün sonucunu nasıl etkilediğinin somutlaştırılması.
Aykırılığın Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin dördüncü fıkrasındaki hangi bozma sonucuna karşılık geldiğinin gösterilmesi.
İnfaz devam ediyorsa infazın durdurulmasına ilişkin talebin ayrıca yazılması.
Yargıtayın kanun yararına bozma kararı vermesi hâlinde bundan sonra ne olacağı, bozma nedeninin niteliğine göre kanunda ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu ayrım, başvurunun hükümlü bakımından doğuracağı somut sonucu belirlediğinden özellikle önem taşır.
Kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve Davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkinse m.309/4‑a araştırma sonucunda yeniden karar verir; yargılamanın tekrarlanması yasağı uygulanmaz
Mahkûmiyet hükmünün esasını çözmeyen yönüne ya Yeniden yargılama yapılır; verilecek hüküm önceki da savunma hakkını kaldıran veya kısıtlayan usul m.309/4‑b hükümdeki cezadan daha ağır olamaz işlemlerine ilişkinse
Davanın esasını çözen, mahkûmiyet dışındaki m.309/4‑c Aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama yapılmaz hükümlere ilişkinse
Cezanın kaldırılmasını veya daha hafif bir ceza Yargıtayın ilgili ceza dairesi doğrudan hükmeder; m.309/4‑d verilmesini gerektiriyorsa yeniden yargılama yapılmaz
Son bent uygulamada özellikle etkilidir. Bozma nedeni cezanın kaldırılmasını ya da daha hafif bir cezaya hükmedilmesini gerektiriyorsa, dosya yerel mahkemeye gönderilmeksizin sonuç doğrudan Yargıtay tarafından belirlenir. Böylece hükümlünün hukuki durumundaki değişiklik, uzun bir yeniden yargılama sürecine gerek kalmadan gerçekleşir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, kanun yararına bozma kararına karşı direnilemez. İlk derece mahkemelerinin, olağan temyiz sonucu verilen bozma kararlarında sahip olduğu ısrar yetkisi burada bulunmamaktadır. Bu kural, kurumun kanunun eşit uygulanmasını sağlama amacının doğrudan sonucudur.
Kanun yararına bozmanın temel güvencesi, sonucun sanık ya da hükümlü aleyhine ağırlaşmamasıdır. Mahkûmiyet hükmüne ilişkin bozmalarda yeniden kurulacak hüküm önceki cezadan ağır olamaz; davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki hükümlerde ise bozma aleyhte hiçbir sonuç doğurmaz.
Buna karşılık davanın esasını çözmeyen kararlara ilişkin bozmalarda durum farklıdır. Bu hâlde ortada esası çözen bir hüküm bulunmadığından, verilecek yeni kararda lehe ya da aleyhe sonuçtan söz edilmesi mümkün olmaz ve yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanmaz. Başvuru öncesinde bu ayrımın doğru yapılması, sürecin nereye varacağının önceden değerlendirilmesini sağlar.
Ceza Muhakemesi Kanunu dört ayrı olağanüstü kanun yolu öngörmüştür. Uygulamada bunların birbirine karıştırılması, başvurunun yanlış mercie yapılmasına ve zaman kaybına yol açar.
Yargıtay C. Başsavcısının Yargılamanın Yenilenmesi Ölçüt Kanun Yararına Bozma (m.309) İtirazı (m.308) (m.311)
Konu İstinaf veya temyizden geçmeksizin kesinleşen Yargıtay ceza dairelerinin Kesinleşmiş hükümler karar karar ve hükümler kararları
Başvuru Maddi hukuka veya muhakeme hukukuna Daire kararındaki ciddi Yeni delil veya olgunun sebebi aykırılık hukuka aykırılık ortaya çıkması
Yetkili Adalet Bakanlığı veya Yargıtay C. Yargıtay Cumhuriyet Hükümlü, ilgililer ve makam Başsavcılığı Başsavcısı Cumhuriyet savcısı
İnceleme İlgili daire, ardından Ceza Yargıtayın ilgili ceza dairesi Hükmü veren mahkeme mercii Genel Kurulu
Ayrıca, Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yalnızca yazıma ilişkin maddi hataların düzeltilmesi bakımından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına ilgili daireye veya Ceza Genel Kuruluna başvurma yetkisi tanınmıştır. Bu yol, kanun yararına bozmadan bağımsız ve kapsamı yazım hatalarıyla sınırlı bir düzeltme mekanizmasıdır.
İlgili ceza dairesinin kanun yararına bozma istemini reddetmesi hâlinde, bu karar da bir daire kararı olduğundan Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazına konu edilebilir. Ceza Genel Kurulu da kanun yararına bozma incelemesi sonucu verilen daire kararlarının itiraz kanun yoluna konu olabileceğini kabul etmektedir.
Uygulamada kanun yararına bozma yoluna en sık başvurulan alanlardan biri, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarındaki hukuka aykırılıklar olmuştur. Bu kararlar üst dereceli mahkemenin esas incelemesinden geçmeden kesinleştiğinden, ortaya çıkan aykırılıkların giderilmesi için başvurulabilecek yol büyük ölçüde kanun yararına bozmaydı.
2026 yılında yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi yeniden düzenlenmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği öngörülmüştür. Bu düzenleme, söz konusu kararların bir üst dereceli mahkemenin denetiminden geçmesini sağladığından, kanun yararına bozmanın bu alandaki işlevini yeni dönemde daraltacak niteliktedir. Bununla birlikte değişiklik öncesinde kesinleşmiş kararlar bakımından kanun yararına bozma yolu güncelliğini korumaktadır. Somut bir dosyada hangi rejimin uygulanacağı, kararın verildiği tarihe ve kanunun geçiş hükümlerine göre ayrıca belirlenmelidir.
Bir asliye ceza mahkemesi, sanık hakkında kurduğu mahkûmiyet hükmünde temel cezayı belirlerken kanunda öngörülmeyen bir artırım maddesi uygulamıştır. Hükmedilen cezanın tür ve miktarı itibarıyla karar kesin nitelikte olduğundan istinaf yoluna başvurulamamış ve karar kesinleşmiştir. Hükümlü, infaz aşamasında cezanın hatalı hesaplandığını fark ederek müdafii aracılığıyla Adalet Bakanlığına başvurmuştur.
Karar, hâkim tarafından verilmiş, istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş ve maddi hukuka ilişkin bir aykırılık içermektedir. Bu nedenle kanun yararına bozmanın şartları gerçekleşmiştir. Bakanlığın istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla dosyayı inceleyen ilgili ceza dairesi, bozma nedenini yerinde görürse ve aykırılık daha hafif bir cezayı gerektiriyorsa, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmaksızın doğrudan hükmeder. Süreç boyunca infaz kendiliğinden durmayacağından, infazın durdurulmasının ayrıca talep edilmesi gerekir.
Doğrudan Yargıtaya kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir mi?
Hayır. Bireylerin doğrudan başvuru yetkisi bulunmaz. Yapılması gereken, gerekçeli bir dilekçeyle Adalet Bakanlığını harekete geçirmeye yönelik talepte bulunmaktır. Bakanlık istemi kabul ederse süreç Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla ilerler.
Bakanlık talebi reddederse ne olur?
Bakanlığın kanun yararına bozma yoluna gitmeme kararına karşı öngörülmüş bir kanun yolu bulunmaz. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 310. maddesi uyarınca Bakanlık istemi olmaksızın da bu yola başvurabileceğinden, aykırılığın niteliğine göre Başsavcılığa yönelik bir değerlendirme talebi gündeme gelebilir.
Temyiz süresi kaçırıldığı için bu yola başvurulabilir mi? Evet. Karar, kanun yoluna başvurulması mümkün olduğu hâlde başvurulmadığı için kesinleşmiş olabilir. Bu durum kanun yararına bozmanın kapsamı içindedir. Ancak kurum, kaçırılan temyiz süresinin telafisi olarak değil, açık bir hukuka aykırılığın giderilmesi amacıyla işletilir.
Kanun yararına bozma cezayı ağırlaştırabilir mi?
Mahkûmiyet hükmüne ilişkin bozmalarda yeniden kurulacak hüküm önceki cezadan ağır olamaz. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki hükümlerde de bozma aleyhte sonuç doğurmaz.
Başvuru cezanın infazını durdurur mu? Hayır. İnfazın durdurulması kendiliğinden gerçekleşmez; kararı veren mahkemeden ayrıca talep edilmesi gerekir. Bu talebin zamanında yapılmaması, bozma kararı verilse dahi telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Aynı karar için birden fazla kez başvurulabilir mi?
Aykırılığın daha önce incelenip reddedilmiş olması hâlinde aynı gerekçeyle yeniden başvurmak sonuç vermez. Ancak daha önce hiç ileri sürülmemiş ve bağımsız nitelikte bir hukuka aykırılık söz konusuysa yeni bir değerlendirme talebi gündeme gelebilir.
İstinaf veya temyizden geçmiş kararlar için başvurulması: Üst dereceli mahkemenin denetiminden geçerek kesinleşen kararlar bu yola konu olmaz. Böyle dosyalarda değerlendirilmesi gereken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı veya yargılamanın yenilenmesidir.
Sonuca etkisi olmayan eksikliklere dayanılması: Kesin hükmün otoritesi gözetildiğinden, esasa ve hükümlünün hukuki durumuna etki etmeyen aykırılıklar bozma sebebi sayılmaz.
Delil tartışmasına girilmesi: Kanun yararına bozma, delillerin yeniden değerlendirilmesi yolu değildir. Yeni delil veya olguya dayanan talepler yargılamanın yenilenmesi kapsamındadır.
İnfazın durdurulmasının talep edilmemesi: Süreç zaman aldığından, infaz devam ederken bu talebin ihmal edilmesi bozmanın pratik faydasını ortadan kaldırabilir.
Kesinleşme durumunun araştırılmaması: Usulüne uygun tebliğ edilmemiş ya da kanun yolu açıklaması hatalı olan kararlar hukuken kesinleşmiş sayılmadığından, bu yol yerine kararın geçersizliğinin ileri sürülmesi gerekir.
Kanun yararına bozma, kesinleşmiş bir karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi bakımından sınırlı sayıdaki imkândan biridir ve süreye bağlı olmaması onu özellikle değerli kılar. Buna karşılık başvurunun sonuç vermesi, aykırılığın niteliğinin doğru tespit edilmesine, kararın istinaf veya temyiz denetiminden geçip geçmediğinin belirlenmesine, bozmanın hangi bent kapsamında sonuç doğuracağının öngörülmesine ve infazın durdurulması talebinin zamanında ileri sürülmesine bağlıdır. Küheylan Hukuk Bürosu, kesinleşmiş ceza dosyalarının olağanüstü kanun yolları bakımından incelenmesi, kanun yararına bozma talebine esas dilekçenin hazırlanması ve infazın durdurulması süreçlerinin yürütülmesi konularında hukuki destek sunmaktadır.
Önemli Yasal Uyarı: Bu rehberde yer alan hukuki açıklamalar ve örnek senaryo Küheylan Hukuk Bürosu tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebileceğinden, sürecin ilk aşamasından itibaren bir avukattan hukuki destek alınması tavsiye olunur. © 2026 Küheylan Hukuk Bürosu. Tüm Hakları Saklıdır.
Küheylan Hukuk Bürosu — Burhaniye Mh. Neşetbey Sk. No:12/5 Kat:5 Daire:3 Üsküdar/İstanbul — info@kuheylanhukuk.com — kuheylanhukuk.com
KÜHEYLAN HUKUK