Marka İhtarnamesi, Tecavüz Davası ve Tazminat Rehberi

Fikri Mülkiyet Hukuku

Marka İhtarnamesi Geldiğinde: Tecavüz Davası, İhtiyati Tedbir ve Tazminat SMK m.29 ve m.149-159 çerçevesinde marka sahibinin talepleri, ihtiyati tedbir, yoksun kalınan kazancın hesaplanması ile ihtarname alan işletmenin savunma imkânları Bu rehber, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Yargıtay içtihatları esas alınarak 2026 itibarıyla güncellenmiştir.

Özet

Marka uyuşmazlıklarının büyük kısmı bir noter ihtarnamesiyle başlar. İhtarname gönderen taraf için bu belge, kötü niyetin ispatını kolaylaştıran ve sonraki davanın zeminini hazırlayan bir adımdır; ihtarnameyi alan işletme için ise ilk cevabın içeriği, dava açılırsa savunmanın sınırlarını belirler. Bu rehberde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller, hak sahibinin mahkemeden isteyebileceği tespit, durdurma, el koyma ve tazminat talepleri, üç ayrı yöntemle hesaplanan yoksun kalınan kazanç, ihtiyati tedbirin şartları ve ihtarname alan tarafın kullanım ispatı, önceki hak, sessiz kalma ve tecavüzün mevcut olmadığının tespiti gibi savunma araçları güncel Yargıtay kararlarıyla birlikte açıklanmaktadır.

1. Hangi Kullanımlar Marka Hakkına Tecavüz Sayılır?

Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesine göre marka sahibinin izni olmaksızın markanın veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması, taklit olduğu bilinen veya bilinmesi gereken ürünlerin satılması, dağıtılması, ithal veya ihraç edilmesi, ticari amaçla elde bulundurulması ve lisansla verilen hakların izinsiz genişletilmesi tecavüz oluşturur. Kullanım biçimleri SMK m.7/3'te sayılmıştır: işaretin ürün veya ambalaja konulması, reklam ve iş evrakında kullanılması, ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılması ve internette alan adı, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde ticari etki doğuracak şekilde kullanılması bunlar arasındadır.

Koruma, tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerle ve bunlara benzer olanlarla sınırlıdır; markalar arasında karıştırılma ihtimali aranır (m.7/2-b). Tanınmış markalarda ise koruma farklı mal ve hizmetlere de uzanır (m.7/2-c). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, tecavüz için satışın gerçekleşmesinin şart olmadığını, ürünlerin ticari bir işletmede bulunmasının ticari amaçla bulundurmaya karine oluşturduğunu kabul etmektedir (11. HD, 15.04.2026, E.2025/4961, K.2026/2062).

2. Marka Sahibi Mahkemeden Neler İsteyebilir?

SMK m.149, hak sahibine birbirini tamamlayan geniş bir talep listesi sunar. Bu talepler aynı davada birlikte ileri sürülebilir:

Tespit ve önleme: Fiilin tecavüz olduğunun tespiti ve muhtemel tecavüzün önlenmesi.

Durdurma ve kaldırma: Tecavüz fiillerinin durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması.

El koyma ve imha: Tecavüz oluşturan ürünlere ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan makinelere el konulması; gerekirse markaların silinmesi veya kaçınılmazsa imha.

Tazminat: Maddi ve manevi zararın tazmini ile markanın itibarının zarar görmesi hâlinde ayrıca itibar tazminatı (m.150/2).

İlan: Haklı bir sebep varsa kesinleşen kararın masrafı karşı tarafa ait olmak üzere ilanı.

3. Tazminat: Yoksun Kalınan Kazanç Nasıl Hesaplanır?

Hak sahibinin zararı fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. Yoksun kalınan kazanç, hak sahibinin seçimine bağlı olarak üç yöntemden biriyle hesaplanır (SMK m.151/2). Seçim, delil durumuna göre yapılmalıdır; çünkü her yöntem farklı bir ispat yükü doğurur.

Yöntem Dayanak Ne Zaman Tercih Edilir?

Tecavüz olmasaydı elde edilecek muhtemel gelir SMK m.151/2-a Hak sahibinin satış kaybı kendi kayıtlarıyla gösterilebiliyorsa

Tecavüz edenin elde ettiği net kazanç SMK m.151/2-b Karşı tarafın satış hacmi ticari defterlerden tespit edilebiliyorsa

Makul lisans bedeli SMK m.151/2-c Satış verisine ulaşılamıyor veya markanın lisans piyasası varsa

Yargıtay, tecavüz eden şirketin ticari defterleri üzerinden yapılan bilirkişi incelemesiyle belirlenen net kazanca göre hükmedilen tazminatı onamıştır. Somut dosyada mali bilirkişi, tecavüz dönemindeki satış hasılatından brüt kârı ve bundan faaliyet giderlerini düşerek net kazancı 89.057,60 TL olarak hesaplamıştır (11. HD, 10.12.2024, E.2024/448, K.2024/8857). İlk iki yöntemden biri seçilmiş ve talep esas olarak markanın gücünden kaynaklanıyorsa, mahkeme hakkaniyete uygun bir pay daha ekler (m.151/4). Hak sahibi, dava açmadan önce de zararın belirlenmesi için karşı taraftaki belgelerin mahkemeye sunulmasını isteyebilir (m. 150/3).

4. İhtiyati Tedbir ve Delil Tespiti

Dava sonuçlanıncaya kadar tecavüzün sürmesi çoğu zaman telafisi güç zarara yol açar. Hak sahibi, kullanımın tecavüz oluşturacak biçimde gerçekleştiğini veya bunun için ciddi ve etkin hazırlık yapıldığını ispat ederek ihtiyati tedbir isteyebilir. Tedbir; tecavüz fiillerinin durdurulmasını, ürünlere gümrük ve serbest bölgeler dahil bulundukları her yerde el konulmasını ve teminat gösterilmesini kapsayabilir (SMK m.159).

Dava açılmadan önce alınan tedbir kararından sonra esas davanın iki hafta içinde açılması gerekir; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.397/1). Yargıtay'a intikal eden bir dosyada, tespit ve tedbir talebiyle başlayan sürecin esas davaya bağlanmaması nedeniyle tedbir kararının kendiliğinden kalktığı görülmektedir (11. HD, 09.10.2025, E.2025/1123, K. 2025/6088). Delillerin kaybolma tehlikesi varsa, ürünlerin ve satış kayıtlarının bilirkişi eşliğinde tespiti de ayrıca talep edilebilir.

5. Yetkili Mahkeme, Arabuluculuk ve Zamanaşımı

Davaya fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi bakar; bulunmayan yerlerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi yetkilidir. Hak sahibi; kendi yerleşim yerinde, fiilin gerçekleştiği veya etkilerinin görüldüğü yerde dava açabilir (SMK m.156/1, m.156/3). Fikri mülkiyet mevzuatından doğan davalar ticari dava niteliğindedir; bu nedenle konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talepleri için dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (TTK m.4/1-d, m.5/A). Tespit, durdurma ve el koyma talepleri ise bu şarta tabi değildir. Uygulamada tazminat talebi içeren davalarda arabuluculuk tutanağının dava dilekçesine eklenmesi, usulden ret riskini ortadan kaldırır.

Tazminat talepleri Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımı hükümlerine tabidir (SMK m.157). Haksız fiile dayanan talepler zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar (TBK m.72/1). Süregelen tecavüzlerde zamanaşımı, fiil devam ettiği sürece yeniden değerlendirilir.

6. İhtarnameyi Alan İşletme Ne Yapmalı?

İhtarnameye verilecek cevap, sonradan açılabilecek davada taraf beyanı olarak dosyaya girer. Bu nedenle cevaptan önce şu sorular yanıtlanmalıdır: Karşı tarafın markası gerçekten tescilli mi, hangi sınıfları kapsıyor ve kullanılan işaretle karıştırılma ihtimali var mı? İşletmenin kendi kullanımı veya tescili daha mı eski? Karşı tarafın markası beş yıldan uzun süredir tescilliyse kullanılıyor mu?

Kullanım savunması: Beş yıldır tescilli bir markaya dayanan tecavüz davasında, davacının markasını son beş yılda ciddi biçimde kullandığını ispatlaması istenebilir (SMK m.29/2, m.19/2). Kullanılmayan marka, tecavüz iddiasının dayanağı olamaz.

Önceki tarihli hak: Davalının önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip bir hakkı varsa tecavüz iddiası çöker. Buna karşılık sonraki tarihli kendi tescili, önceki hak sahibine karşı savunma olarak ileri sürülemez (m.155).

Sessiz kalma: Marka sahibi, sonraki markanın kullanıldığını bildiği hâlde beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, kötü niyet bulunmadıkça hükümsüzlük talep edemez (m.25/6). Uzun süreli bilinen kullanım, tecavüz davasında da hakkın kötüye kullanılması savunmasını güçlendirir.

Tecavüzün mevcut olmadığının tespiti: Belirsizliği sona erdirmek isteyen işletme, hak sahibinden görüş isteyebilir; bir ay içinde cevap alınamaz veya cevap kabul edilmezse fiillerinin tecavüz oluşturmadığının tespiti için dava açabilir (m.154).

İhtarnamenin haklı olduğu sonucuna varılırsa, kullanımı derhâl durdurmak, stokları ayrıştırmak ve tazminat müzakeresini bu verilere dayandırmak, yargılama giderleri ve vekâlet ücretiyle büyüyen bir dava riskini azaltır.

Örnek Olay: Kafe Zincirine Gelen İhtarname

Olay Özeti

İstanbul'da iki şubesi bulunan bir kafe, 2021'den beri "Kumbara" adını tabelalarda ve sosyal medyada kullanmaktadır. 2026 yılında, aynı ibareyi 2018'de 43. sınıfta tescil ettirmiş bir şirketten gelen ihtarnamede, kullanımın yedi gün içinde durdurulması ve 500.000 TL tazminat ödenmesi istenmiştir. Kafe sahibi, ihtarname gönderen şirketin bu adla faaliyet gösteren bir işletmesine rastlamadığını belirtmektedir.

Hukuki Değerlendirme

Tescil 2018 tarihli olduğundan beş yıllık kullanım şartı dolmuştur. Dava açılırsa kafe, markanın son beş yılda Türkiye'de ciddi biçimde kullanıldığının ispatını isteyebilir (SMK m.29/2); ispat edilemezse tecavüz iddiası reddedilir. Paralel olarak markanın kullanmama nedeniyle iptali TÜRKPATENT'ten talep edilebilir (m.26) ve kafe kendi adına başvuru yapabilir. İhtarnameye verilecek cevapta tazminat talebinin dayanaksız olduğu ve kullanım ispatının bekleneceği belirtilmeli, ancak işletmenin kullanımına ilişkin gereksiz açıklamalardan kaçınılmalıdır. Karşı tarafın markası gerçekten kullanılıyorsa strateji, isim değişikliğine geçiş süresi ve makul bir sulh bedeli üzerinden kurulmalıdır.

7. Sıkça Sorulan Sorular

İhtarname göndermeden doğrudan dava açılabilir mi?

Evet. İhtarname dava şartı değildir. Ancak karşı tarafın taklitten haberdar edildiğinin ispatı, özellikle bilmesi gerektiği hâllerin tartışıldığı dosyalarda ve tazminat miktarında etkili olur.

Manevi tazminat istenebilir mi?

Evet. SMK m.149/1-ç maddi ve manevi zararın tazminini öngörür. Mahkeme; ihlalin süresini, niteliğini ve markanın bilinirliğini dikkate alarak miktarı belirler. Rakip, markamı Google reklamlarında anahtar kelime olarak kullanıyor. Bu tecavüz müdür? İşaretin anahtar sözcük olarak ticari etki yaratacak biçimde kullanılması, kullananın meşru bir bağlantısı yoksa tecavüz kapsamındadır (SMK m.7/3-d). Reklam metninin tüketiciyi marka sahibiyle ekonomik bağlantı olduğu yönünde yanıltıp yanıltmadığı ayrıca değerlendirilir.

Ceza şikâyeti ile hukuk davası birlikte yürütülebilir mi?

Evet. Ceza soruşturması, el koyma ve delil toplama açısından hızlı sonuç verebilir; hukuk davası ise tazminat ve kalıcı yasak için gereklidir. Ceza dosyasında uzlaşma sağlanırsa aynı fiil nedeniyle tazminat davası açılamayacağından uzlaşma bedeli buna göre belirlenmelidir.

Ticaret unvanımdaki kelime başkasının tescilli markası. Unvanımı değiştirmem gerekir mi?

İşaretin ticaret unvanı olarak kullanılması da tecavüz hâlleri arasında sayılmıştır (SMK m.7/3-e). Unvanın tescil tarihi ile markanın başvuru tarihi karşılaştırılmalıdır; unvan daha eskiyse önceki hak savunması gündeme gelir.

Dikkat: Süreçte Sık Yapılan Hatalar

İhtarnameye ayrıntılı ve özensiz cevap vermek: Yazılan her beyan dava dosyasına delil olarak girer; kullanımın başlangıç tarihi gibi bilgiler aleyhe yorumlanabilir.

Kullanım ispatı savunmasını gözden kaçırmak: Beş yıldan eski bir markaya dayanan davada bu savunma, iddiayı tamamen düşürebilir.

Tazminat yöntemini delil durumuna bakmadan seçmek: Net kazanç yöntemi karşı tarafın defterlerine, muhtemel gelir yöntemi ise hak sahibinin kendi kayıtlarına bağlıdır.

Tedbirden sonra esas davayı geciktirmek: Dava öncesi alınan tedbir, iki hafta içinde dava açılmazsa kendiliğinden kalkar.

Arabuluculuğu atlamak: Tazminat talebi içeren davada arabuluculuğa başvurulmaması, bu talebin usulden reddine yol açar.

8. Sonuç

Marka tecavüzü uyuşmazlıklarında sonucu çoğu zaman ilk hamleler belirler: hak sahibi için delillerin tedbir ve tespitle güvenceye alınması ve tazminat yönteminin isabetli seçimi; ihtarname alan işletme için ise kullanım ispatı, önceki hak ve sessiz kalma savunmalarının erken tespiti. Dava öncesi müzakere, bu değerlendirmeler yapıldıktan sonra anlam kazanır.

Küheylan Hukuk Bürosu, ihtarnamelerin hazırlanması ve cevaplandırılmasından delil tespiti ve ihtiyati tedbir taleplerine, arabuluculuk müzakerelerinden fikri ve sınai haklar mahkemelerindeki tecavüz, tazminat ve hükümsüzlük davalarına kadar marka uyuşmazlıklarını müvekkilinin ticari hedefleriyle uyumlu bir stratejiyle yürütmektedir.

Önemli Yasal Uyarı: Bu rehber, Küheylan Hukuk Bürosu tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı içtihatları değişkenlik gösterebileceğinden, somut uyuşmazlıklarda karar vermeden önce dosyaya özgü hukuki değerlendirme yapılması gerekir. Örnek olaylardaki kişi adları ve rakamlar temsilîdir.

Yazar: Av. Mert Deniz Küheylan

İlgili Mevzuat ve Kaynaklar

Küheylan Hukuk

KÜHEYLAN HUKUK