8 Mayıs 2026
Davası Şartları Tedbir, İştirak, Yoksulluk ve Yardım Nafakası ile TMK m.176 Uyarınca Miktar Değişikliği Davaları Bu rehber, Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli "süresiz nafaka" kararı esas alınarak Temmuz 2026 itibarıyla güncellenmiştir.
Özet Nafaka, evlilik birliği ve boşanma sürecinde ekonomik dengeyi korumak için dört ayrı başlıkta düzenlenmiştir: dava süresince geçerli tedbir nafakası, çocuğa özgü iştirak nafakası, eşe özgü yoksulluk nafakası ve ergin çocuğa özgü yardım nafakası. Mahkemenin belirlediği miktar kalıcı değildir; tarafların ekonomik durumunda esaslı bir değişiklik olduğunda TMK m.176 uyarınca artırım, azaltım veya kaldırma davası açılabilir. Anayasa Mahkemesi'nin 2026 yılında yoksulluk nafakasındaki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesiyle bu alan, önümüzdeki dönemin en yoğun dava konularından biri hâline gelmiştir.
Bir Nafaka Kararı Neden Sonsuza Kadar Aynı Kalmaz? Mahkemenin belirlediği nafaka miktarı, verildiği günün ekonomik koşullarına göre şekillenir. Zaman ilerledikçe enflasyon nafakayı eritir, tarafların gelir düzeyi değişir, biri yeniden evlenir, biri işini kaybeder.
Kanun bu gerçeği görmezden gelmez: nafaka miktarı, koşullar değiştiğinde yeniden yargı önüne taşınabilir. 2026 yılı bu alanda ayrı bir dönüm noktası oldu. Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının süresiz nitelikte olmasını öngören hükmü iptal etti. Bu karar hem mevcut nafaka alacaklılarını hem de yükümlülerini yakından ilgilendiriyor. Aşağıda nafaka türleri, artırım-azaltım davasının şartları ve 2026 kararının pratik sonuçları ele alınmaktadır.
Nafaka Nedir, Hangi Kanun Maddelerine Dayanır? Nafaka, bir kişinin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilere geçimlerini sağlamak amacıyla yaptığı düzenli ödemedir. Türk Medeni Kanunu bu ödemeyi tek bir madde altında değil, duruma göre farklı hükümlerle düzenler: evlilik birliği içinde Türk Medeni Kanunu'nun 195. maddesi, boşanma sürecinde ve sonrasında Türk Medeni Kanunu'nun 169, 175 ve 182. maddeleri, ergin çocuklar bakımından ise Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesi devreye girer.
Nafaka türü, lehine hükmedileceği kişi ve miktarı; tarafların kusur durumu, gelir düzeyi, sosyal statüsü ve çocuğun menfaati gibi somut olgulara bakılarak aile mahkemesi hâkimi tarafından belirlenir. Bu kararın "kesin ve değişmez" olmaması, nafaka hukukunun en kritik özelliğidir.
Dört Nafaka Türü: Kim, Kimden, Ne Zaman Talep Edebilir?
Tedbir Nafakası Boşanma veya ayrılık davası açılır açılmaz, davanın sonucu beklenmeden, hâkim resen taraflardan birine ve varsa çocuklara tedbir nafakası bağlar. Amaç, dava süren dönemde ekonomik açıdan zayıf kalan eşin ve çocukların mağdur olmasını engellemektir. Bu nafaka türü Türk Medeni Kanunu'nun 169. ve 197.
maddelerine dayanır ve boşanma kararının kesinleşmesiyle kendiliğinden sona erer; yerini duruma göre iştirak veya yoksulluk nafakası alır.
İştirak Nafakası Boşanma sonrasında velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve barınma giderlerine katkı olarak velayet sahibi ebeveyne ödediği nafakadır. Türk Medeni Kanunu'nun 182. ve 329.
maddelerinde düzenlenir. Bu nafaka çocuğun menfaatine yöneliktir ve tarafların kusur durumundan bağımsız olarak hükmedilir; kusursuz ebeveyn dahi ödemekle yükümlüdür. Kural olarak çocuğun 18 yaşını doldurmasına kadar devam eder; eğitimine devam eden çocuk için yardım nafakasına dönüşebilir.
Yoksulluk Nafakası Boşanma nedeniyle ekonomik yönden zor duruma düşecek ve boşanmadaki kusuru diğer taraftan ağır olmayan eşin, diğer eşin mali gücü oranında talep edebileceği nafaka türüdür ve Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenir. Kanun bu nafakanın süresiz istenebileceğini öngörmüştü; ancak Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul kararıyla ilgili maddedeki "süresiz olarak" ibaresini oy çokluğuyla iptal etti. İptal hükmü, Resmî Gazete'de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek; bu süre boyunca mevcut düzenleme uygulanmaya devam ediyor. TBMM'nin bu süre içinde nafakayı evlilik süresiyle orantılı bir üst sınıra bağlayan yeni bir düzenleme yapması bekleniyor. Kesinleşmiş nafaka kararları iptal kararından geriye dönük etkilenmez; yürürlük tarihinden sonra ise süre sınırına ilişkin yeni davaların önü açılacak.
Yardım Nafakası Boşanmayla doğrudan ilgisi olmayan, kanunda sayılan yakınlar arasında (yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek alt soy, üst soy ve kardeşler) talep edilebilen nafaka türüdür ve Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesine dayanır. Uygulamada en sık, eğitimine devam eden ergin çocuğun anne veya babasından talep ettiği nafaka biçiminde görülür.
Nafakası (çocuk adına) Yoksulluk Ekonomik yönden zayıf, Kesinleşmeden itibaren (2026 AYM kararı Talep eden, karşı taraftan daha Nafakası kusuru ağır olmayan eş sonrası süreye tabi olması bekleniyor) ağır kusurlu olmamalı
Nafakanın Artırılması veya Azaltılması Davasının Şartları Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin dördüncü fıkrası, nafaka miktarı belirlendikten sonra tarafların ekonomik ve sosyal durumunda "esaslı değişiklik" meydana gelmesi hâlinde, ilgili tarafın mahkemeden nafakanın artırılmasını, azaltılmasını veya tamamen kaldırılmasını isteyebileceğini düzenler. Davanın kabul edilmesi için aranan temel şartlar şöyle sıralanabilir.
Değişiklik esaslı ve somut olmalıdır. Basit bir gelir dalgalanması yeterli değildir; nafaka alacaklısının yoksulluğunun artması veya azalması, yükümlünün ödeme gücündeki ciddi değişim maaş bordrosu, tapu kaydı veya banka hesap dökümü gibi somut delillerle kanıtlanmalıdır.
Değişiklik, kararın kesinleşmesinden sonra ortaya çıkmış olmalıdır. Öne sürülen değişiklik, önceki nafaka kararı verilirken hâkimin zaten bildiği veya öngördüğü bir durum olamaz. Değişiklik, aile mahkemesinde yeni bir dava açılarak talep edilir. Önceki kararı veren mahkemeye dilekçe vermek yeterli değildir; icra dosyasına itiraz da bu sonucu doğurmaz.
Yoksulluk nafakasında ayrıca sona erme halleri vardır. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi nafakayı kendiliğinden sona erdirir; fiilen evli gibi yaşama, haysiyetsiz hayat sürme veya düzenli ve yeterli gelire kavuşma ise mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılmasını gerektirir.
İştirak nafakasında artış talebi için çocuğun yaşının büyümesi, eğitim masraflarının (özel okul, üniversite, sağlık gideri) artması tek başına yeterli bir gerekçe kabul edilir. Sadece azaltma talebiyle açılan bir davada hâkim, ıslah veya karşı dava olmaksızın kendiliğinden nafakayı tamamen kaldıramaz. Tersi ise mümkündür: kaldırma talebiyle açılan davada hâkim, şartların tam oluşmadığını görürse "çoğun içinde az da vardır" ilkesiyle nafakayı indirebilir.
Olay Özeti Serkan Bey ile Ayşe Hanım, 2019 yılında anlaşmalı olarak boşanmış; protokole göre Serkan Bey, çalışmayan Ayşe Hanım'a aylık 6.000 TL yoksulluk nafakası, ortak çocukları için aylık 4.000 TL iştirak nafakası ödemeyi kabul etmiştir. Altı yıl içinde hem enflasyon hem de Serkan Bey'in terfi ile gelirinin üç katına çıkması söz konusu olmuş, buna karşın nafaka miktarı hiç değişmemiştir.
Yargılama ve İspat Süreci Ayşe Hanım, avukatı aracılığıyla aile mahkemesinde nafakanın artırılması davası açmıştır. Dilekçede Serkan Bey'in yeni maaş bordroları ve unvan değişikliğine ilişkin SGK hizmet dökümü delil olarak sunulmuş, altı yıllık TÜFE artışı bilirkişi raporuyla ortaya konmuştur. Serkan Bey ise yeni evliliğinden doğan bakım yükümlülüğünü ve artan giderlerini delillendirerek kısmi itirazda bulunmuştur. Mahkeme, bilirkişi raporunu değerlendirerek kararını dördüncü duruşmada vermiştir.
Hukuki Hüküm Mahkeme, Serkan Bey'in gelir artışının Ayşe Hanım ve çocuğun yaşam standardına yansıtılması gerektiğine, ancak Serkan Bey'in yeni bakım yükümlülüğünün de hakkaniyet gereği gözetilmesi gerektiğine karar vermiştir. Yoksulluk nafakası 6.000 TL'den 11.000 TL'ye, iştirak nafakası 4.000 TL'den 8.500 TL'ye çıkarılmış; her yıl Ocak ayında ÜFE oranında kendiliğinden artırılmasına hükmedilmiştir.
Aşama Yapılacak İşlem Sahadan Not 1. Delil Maaş bordrosu, SGK hizmet dökümü, tapu/araç SGK hizmet dökümü e-Devlet üzerinden barkodlu olarak Toplama kaydı, TÜFE/ÜFE tablosu temin edilip doğrudan dosyaya sunulabilir.
2. Dava Aile mahkemesine nafaka artırım/azaltım Görevli mahkeme, davalının yerleşim yeri aile Açılışı dilekçesiyle başvuru mahkemesidir. 3. Bilirkişi Tarafların gelir-gider dengesinin mali müşavir Bilirkişi raporuna süresinde ve somut itiraz sunulmazsa İncelemesi veya bilirkişi tarafından incelenmesi rapor aynen hükme esas alınır.
4. Karar Nafakanın yeni miktarının belirlenmesi ve yıllık Kararda endeks belirtilmezse nafaka sonraki yıllarda reel artış endeksinin karara işlenmesi olarak erimeye devam eder.
Eski eş yeniden evlenirse yoksulluk nafakası kendiliğinden biter mi? Nafaka alacaklısının resmî nikâhla yeniden evlenmesi hâlinde yoksulluk nafakası kanun gereği kendiliğinden sona erer; ayrıca kaldırma davası açılmasına gerek kalmadan icra takibi durdurulabilir.
Buna karşılık resmî nikâh olmadan bir başkasıyla fiilen birlikte yaşama kendiliğinden sonuç doğurmaz; bu durumun mahkemede ispatlanarak nafakanın kaldırılması davasıyla sonlandırılması gerekir.
2026 Anayasa Mahkemesi kararından sonra süresiz nafaka ödemesi hemen kesilebilir mi? Hayır. Karar, "süresiz olarak" ibaresini iptal etse de bu iptalin yürürlüğe girmesi Resmî Gazete'de yayımdan itibaren 9 ay sonrasına ertelenmiştir. Bu süre boyunca mevcut kanun hükmü ve kesinleşmiş nafaka kararları geçerliliğini korur. Yürürlük tarihinden önce ödemeyi tek taraflı durdurmak icra takibi ve tazyik hapsi riski doğurur. Yürürlük tarihi geldiğinde dahi süre sınırı kendiliğinden oluşmayacak; TBMM'nin yeni düzenlemesi veya açılacak bir uyarlama davasıyla netleşecektir.
Nafaka borcu ödenemezse hapis cezası uygulanır mı? İcra ve İflas Kanunu, nafaka borcunu kasten ödemeyen yükümlü hakkında tazyik hapsi öngörür; ancak bu yaptırım borcun kusurlu ve kasıtlı olarak ödenmemesi hâlinde uygulanır. İşsiz kalma veya sağlık sorunu gibi elde olmayan sebeplerle ödeme gücünün objektif olarak ortadan kalktığını ispatlayan yükümlü, hem icra mahkemesinde itiraz edebilir hem de aile mahkemesinde nafakanın azaltılması veya geçici durdurulması davası açabilir.
İştirak nafakası çocuk 18 yaşına girince otomatik kesilir mi? İştirak nafakası, çocuğun ergin olduğu tarihte kanunen kendiliğinden sona erer ve ayrıca kaldırma davasına gerek kalmaz. Çocuk eğitim hayatına devam ediyorsa bu kez kendi adına açacağı ayrı bir yardım nafakası davasıyla eğitim süresi boyunca nafaka talep edebilir.
Dikkat: Sık Karşılaşılan Usul Hataları Yanlış dava türü seçimi: Sadece azaltma talebiyle dava açıp duruşmada sözlü olarak kaldırılmasını da istemek; usule uygun ıslah veya karşı dava yapılmadığı için hâkim tarafından dikkate alınmaz.
Delilsiz veya eksik delille dava açma: Gelir arttığını söylemek yeterli değildir; somut belge sunulmadan açılan davalar delil yetersizliğinden reddedilir. Nafakayı tek taraflı kesme: Mahkeme kararı almadan ödemeyi durdurmak icra takibine ve tazyik hapsine yol açar.
Yanlış mahkemede dava açma: Artırım/azaltım davasının, boşanma kararını veren değil davalının yerleşim yeri aile mahkemesinde açılması gerekir; aksi hâlde görevsizlik veya yetkisizlik kararıyla zaman ve harç kaybı yaşanır.
Endeks maddesi konulmaması: Kararda yıllık artış oranı belirtilmezse nafaka enflasyon karşısında reel değerini kaybeder ve her defasında yeniden dava açmak gerekir.
Sonuç Nafaka hukuku, tarafların kişisel ekonomik koşullarına, evlilik süresine ve 2026 yılında Anayasa Mahkemesi kararı sonrası şekillenecek yeni mevzuata sıkı sıkıya bağlı, dinamik bir alandır. İlk nafaka talebinin doğru türde ve doğru miktarda formüle edilmesi kadar, sonradan açılacak artırım veya azaltım davasının somut delillerle desteklenmesi de sürecin lehe sonuçlanmasında belirleyici rol oynar.
Önemli Yasal Uyarı: Bu bilgilendirme yazısında yer alan hukuki açıklamalar, tablolar ve örnek senaryolar, Küheylan Hukuk Bürosu tarafından 2026 yılı itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli kararı esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Metin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; her somut olayın kendine özgü koşulları, sunulan delillerin niteliği ve yargılama sürecinin gidişatına göre sonuç değişebilir. Nafaka davalarında yapılacak usul hataları veya eksik delil sunumu telafisi güç hak kayıplarına yol açabileceğinden, sürecin bir avukat desteğiyle yürütülmesi tavsiye olunur. © 2026 Küheylan Hukuk Bürosu. Tüm Hakları Saklıdır.
Yazar: Av. Mert Deniz Küheylan Küheylan Hukuk Bürosu — Burhaniye Mh. Neşetbey Sk. No:12/5 Kat:5 Daire:3 Üsküdar/İstanbul — info@kuheylan.av.tr — kuheylanhukuk.com
KÜHEYLAN HUKUK