Taklit Ürün Satmanın Cezası: Marka Hakkına Tecavüz Suçu (SMK m.30) Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında suçun şartları, şikâyet hakkı, arama ve el koyma, uzlaştırma, etkin pişmanlık ve mahkûmiyetin sonuçları Bu rehber, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Yargıtay içtihatları esas alınarak 2026 itibarıyla güncellenmiştir.
Tescilli bir markayı taşıyan taklit ürünü satmak, satışa sunmak, depolamak veya ticari amaçla taşımak, Sınai Mülkiyet Kanunu'na göre bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası gerektiren bir suçtur. Suç şikâyete bağlıdır, cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması gerekir ve dosya önce uzlaştırmaya gönderilir. Taklit ürünün nereden temin edildiğini bildirerek üreticinin yakalanmasını sağlayan satıcı hakkında ise ceza verilmez. Bu rehberde suçun unsurları, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin şikâyet ve bilirkişi incelemesine ilişkin güncel kararları, soruşturma süreci ile hem marka sahibi hem de şüpheli açısından kullanılabilecek hukuki imkânlar açıklanmaktadır.
1. Hangi Eylemler Suç Oluşturur?
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 30. maddesinin birinci fıkrası, başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişiyi cezalandırır. İktibas, markanın aynen kopyalanmasıdır. İltibas ise markanın, tüketicinin karıştırabileceği ölçüde benzerinin kullanılmasıdır.
Bu düzenleme, mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye göre suçun kapsamını genişletmiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, önceki düzenlemede yalnızca üretme, satışa arz ve satma eylemlerinin cezalandırıldığını, ihraç, nakil ve depolama gibi eylemlerin SMK ile suç hâline geldiğini ve suç tarihinde yürürlükte olan hükmün uygulanacağını belirtmiştir (7. CD, 24.04.2024, E.2023/13844, K.2024/4512). Bugün itibarıyla bir depoda satış amacıyla bekletilen veya kargoyla taşınan taklit ürünler de suçun konusudur.
m.30/1 Taklit markalı mal üretmek, satmak, satışa arz etmek, ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek, depolamak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezası
m.30/2 Marka korumasını gösteren işareti mal veya ambalajdan yetkisiz kaldırmak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası
m.30/3 Başkasına ait marka üzerinde yetkisiz devir, lisans veya rehin işlemi yapmak 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası
m.30/4 Suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi Tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirleri
Hapis ve adli para cezası birlikte öngörülmüştür; hâkim ikisinden birini seçemez. Adli para cezasında bir gün karşılığı yirmi ila yüz Türk lirası arasında belirlenir (TCK m.52/2).
Cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır (SMK m.30/5). Yurt dışında tanınmış olsa bile Türkiye'de tescili bulunmayan bir marka cezai korumadan yararlanamaz; bu durumda yalnızca hukuki yollar gündeme gelir. Yargıtay, tescilin varlığını şekli bir kontrolle sınırlı tutmamaktadır. 7. Ceza Dairesi 2026 tarihli kararında; tescil belgelerinin onaylı ve renkli örneklerinin emtia listesiyle birlikte getirtilmesi, markaların suç tarihinde geçerli olup olmadığının ve ele geçirilen ürünü kapsayan sınıfta tescilli bulunup bulunmadığının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak eksik incelemeye dayanan mahkûmiyet hükmünü bozmuştur (7. CD, 09.03.2026, E.2023/5733, K.2026/2665).
Suç ancak kasten işlenebilir. Ürünlerin taklit olduğunun bilinip bilinmediği; alış fiyatı, ürün kalitesi, temin kaynağı, fatura ve irsaliyeler ile ürünlerin nasıl sergilendiği gibi somut olgularla değerlendirilir. Piyasa değerinin çok altında, faturasız ve kaynağı belirsiz alımlar kastın kabulünü kolaylaştırır. Kişisel ihtiyaç ölçüsünde taklit ürün satın alan veya kullanan kişiler hakkında ise marka sahibi şikâyette bulunamaz (SMK m.153/1).
3. Şikâyet: Kim, Ne Zaman, Nasıl?
Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır (SMK m.30/6). Şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK m.73/1). Suç için öngörülen ceza dikkate alındığında dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK m.66/1-e).
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, şikâyet hakkının münhasıran TÜRKPATENT sicilinde markanın adına tescil edildiği gerçek veya tüzel kişiye ait olduğunu ve bu hakkın şahsa sıkı sıkıya bağlı bulunduğunu vurgulamaktadır. Şikâyet avukat aracılığıyla yapılabilir; ancak vekâletnamenin şikâyet yetkisini kapsaması gerekir. Daire, vekâletnamedeki kısıtlamalar nedeniyle geçerli bir şikâyetin bulunmadığı dosyalarda mahkûmiyet hükümlerini bozmuştur (7. CD, 12.03.2025, E.2023/14345, K.2025/3720; 7. CD, 30.04.2025, E.2023/9576, K.2025/6172). Bu yaklaşım, şikâyetin usulüne uygunluğunu savunma açısından ilk denetlenecek noktalardan biri hâline getirmektedir.
Marka sahibinin şikâyeti üzerine Cumhuriyet savcılığı, hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanundaki usule göre işyeri ve depo araması yaptırır. Ele geçirilen ürünlere el konulur ve ürünlerin orijinal olup olmadığı, tescilli markayla aynı veya karıştırılacak kadar benzer olup olmadığı bilirkişi tarafından incelenir. Ürünlerin sayısı veya niteliği nedeniyle muhafazası güçse numune alınarak imhasına karar verilebilir (SMK m.163). Mahkûmiyet hâlinde taklit ürünlerin müsaderesine hükmedilir. Bu davalara fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde görevlendirilen asliye ceza mahkemesi bakar (SMK m.156/1). Gümrükte yakalanan taklit eşya bakımından gümrük idaresinin işlemleri ayrıca uygulanır; bu süreç Küheylan Hukuk Bürosu'nun gümrük ve kaçakçılık rehberlerinde ele alınmaktadır.
Şikâyete bağlı suçlar uzlaştırma kapsamındadır (CMK m.253/1-a). Soruşturmada yeterli şüphe varsa dosya, iddianame düzenlenmeden önce uzlaştırma bürosuna gönderilir. Yargıtay, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmada öncelikle uygulanması zorunlu bir kurum olduğunu ve markaya ilişkin özel etkin pişmanlık hükmünün uzlaştırmaya engel olmadığını belirterek, uzlaştırma yoluna gidilmeden kurulan hükümleri bozmuştur (7. CD, 04.03.2024, E.2021/18329, K.2024/2219).
Uzlaşmanın edimi genellikle bir tazminat ödemesi, kalan ürünlerin teslimi ve imha masraflarının karşılanmasıdır. Edim tek seferde yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Marka sahibi açısından dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Uzlaşma sağlandıktan sonra, uzlaşma anında bilinmeyen zararlar dışında aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz ve açılmış dava feragat edilmiş sayılır (CMK m.253/19). Uzlaşma bedeli, hukuki taleplerin tamamı düşünülerek belirlenmelidir.
SMK, satıcılara özel bir etkin pişmanlık imkânı da tanır. Taklit malı satışa arz eden veya satan kişi, malı nereden temin ettiğini bildirir ve bu suretle üreticilerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz (SMK m.30/7). Hükmün uygulanması için bilgi vermek tek başına yetmez; bildirimin üreticiye ulaşılmasını ve mallara el konulmasını sağlamış olması gerekir. Bu nedenle tedarikçiye ilişkin fatura, yazışma ve ödeme kayıtlarının erken aşamada soruşturma makamına sunulması belirleyicidir.
Alt sınırı bir yıl olan hapis cezası, takdiri indirimle bir yılın altına indiğinde seçenek yaptırımlara çevrilebilir (TCK m.50). İki yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, şartları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231) veya cezanın ertelenmesi (TCK m.51) gündeme gelir. Bu kararlarda sanığın zararı gidermesi önemli bir ölçüttür.
Ceza davasından bağımsız olarak marka sahibi; tecavüzün tespiti, durdurulması ve tazminat talepleriyle hukuk mahkemesinde dava açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, marka hakkına tecavüz için satışın gerçekleşmesinin şart olmadığını, ürünlerin ticari bir işletmede ele geçirilmesinin ticari amaçla bulundurulduğuna karine oluşturduğunu ve basiretli bir tacirin markanın taklit edildiğini bilmesi gerektiğini kabul etmiştir (11. HD, 15.04.2026, E.2025/4961, K.2026/2062). Hukuki süreç, bu serideki marka tecavüzü ve tazminat rehberinde ayrıca incelenmektedir.
İzmir'de bir butik işleten M.K., bir toptancıdan faturalı olarak aldığı ve tanınmış bir spor markasının logosunu taşıyan 40 adet eşofmanı vitrinde satışa sunmuştur. Marka sahibinin şikâyeti üzerine yapılan aramada ürünlere el konulmuş, bilirkişi ürünlerin taklit olduğunu tespit etmiştir. M.K., ürünlerin orijinal olduğunu düşündüğünü, alış fiyatının ise piyasa fiyatının yaklaşık üçte biri olduğunu beyan etmiştir.
Ürünlerin satışa arz edilmesi SMK m.30/1 kapsamındadır; düşük alış fiyatı, kastın değerlendirilmesinde M.K. aleyhine bir olgudur. Savunmada önce şikâyetin, sicildeki marka sahibi tarafından ve yeterli yetkiyi içeren bir vekâletnameyle yapılıp yapılmadığı, markanın suç tarihinde eşofmanları kapsayan sınıfta tescilli olup olmadığı denetlenmelidir. M.K.'nin elindeki fatura ve yazışmalar, etkin pişmanlık açısından da değer taşır: Toptancının bildirilmesi üzerine depoda üretim yapıldığı ve mallara el konulduğu tespit edilirse M.K. hakkında ceza verilmez (m.30/7). Bu yol sonuç vermezse uzlaştırma aşamasında kalan ürünlerin imhası ve makul bir tazminat karşılığında dosyanın kapatılması mümkündür.
Kişisel kullanım için taklit ürün almak suç mudur?
Hayır. SMK m.30, ticari amaçla satın almayı ve bulundurmayı cezalandırır. Kişisel ihtiyaç ölçüsünde taklit ürün alan veya kullanan kişiler hakkında marka sahibi şikâyette bulunamaz ve dava açamaz (SMK m.153/1).
İnternetten veya sosyal medyadan yapılan satışlar da suç kapsamında mı?
Evet. E-ticaret sitelerindeki ilanlar ve sosyal medya üzerinden yapılan satış teklifleri "satışa arz" niteliğindedir. Bu dosyalarda ilan kayıtları, ödeme hareketleri ve kargo bilgileri temel delillerdir.
Şikâyet süresi ne zaman başlar?
Marka sahibinin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Süre, fiilin işlendiği tarihten değil öğrenme tarihinden başlar; ancak her hâlde dava zamanaşımı süresiyle sınırlıdır.
Marka sahibi şikâyetinden vazgeçebilir mi?
Evet. Şikâyetten vazgeçme kural olarak davanın düşmesi sonucunu doğurur; kovuşturma aşamasında ise sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi hâlinde sonuç doğurmaz (TCK m.73/4).
Satılan markanın tescilli olup olmadığı nasıl öğrenilir?
TÜRKPATENT'in çevrim içi marka araştırma hizmetiyle markanın sahibi, tescil tarihi, koruma süresi ve kapsadığı sınıflar sorgulanabilir. Tedarikçiden orijinallik belgesi veya yetkili distribütör belgesi istenmesi de riski azaltır.
Kaynağı belgelenmemiş mal almak: Faturasız veya piyasa fiyatının çok altında yapılan alımlar, hem kastın kabulünü kolaylaştırır hem de etkin pişmanlık imkânını ortadan kaldırır.
Etkin pişmanlığı geç kullanmak: Hükmün uygulanması, bildirimin üreticinin ortaya çıkarılmasını ve mallara el konulmasını sağlamasına bağlıdır. Zaman geçtikçe bu sonuç zorlaşır.
Bilirkişi raporunu denetlememek: Tescil belgesinin suç tarihindeki geçerliliği ve emtia kapsamı incelenmeden verilen raporlar bozma sebebidir.
Şikâyeti yetersiz vekâletnameyle yapmak: Marka sahibi açısından, şikâyet yetkisini açıkça içermeyen bir vekâletname tüm süreci geçersiz kılabilir.
Uzlaşma bedelini hukuki talepleri hesaba katmadan belirlemek: Uzlaşmadan sonra aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz.
Marka hakkına tecavüz suçu, ağır yaptırımlarına karşın şikâyet, tescil ve kast şartlarına sıkı biçimde bağlıdır. Uzlaştırma ve satıcılara özgü etkin pişmanlık hükmü, dosyanın mahkûmiyete varmadan sonuçlandırılmasına imkân tanır. Marka sahibi açısından ise şikâyetin usulüne uygun yapılması ve uzlaşma bedelinin hukuki taleplerle birlikte değerlendirilmesi, sürecin verimini belirler.
Küheylan Hukuk Bürosu, marka sahipleri adına şikâyet, arama ve el koyma süreçlerinin takibini; haklarında soruşturma yürütülen işletmeler adına ise şikâyetin ve bilirkişi raporlarının denetimini, etkin pişmanlık ve uzlaştırma müzakerelerini yürütmekte, ceza ve hukuk dosyalarını tek bir strateji içinde ele almaktadır.
Önemli Yasal Uyarı: Bu rehber, Küheylan Hukuk Bürosu tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı içtihatları değişkenlik gösterebileceğinden, somut uyuşmazlıklarda karar vermeden önce dosyaya özgü hukuki değerlendirme yapılması gerekir. Örnek olaylardaki kişi adları ve rakamlar temsilîdir.
KÜHEYLAN HUKUK