8 Ağustos 2026
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler, bireysel sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerinin ötesinde, kamunun sağlığını, güvenliğini ve toplumsal düzeni tehdit eden sınır aşan bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle Türk ceza siyasetinde uyuşturucu suçlarıyla mücadele, tavizsiz ve önleyici bir yaklaşımla şekillendirilmiştir. Bu kararlılığın yasal yansıması olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; uyuşturucu suç zincirinin başlangıç ve tedarik halkalarını oluşturan imal, ithal ve ihraç fiilleri düzenlenmiştir.
Bu çalışmanın amacı, TCK m. 188/1-2 kapsamında düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal, ithal ve ihraç suçlarını yasal unsurları, teorik temelleri ve yargısal uygulamaları ışığında incelemektir. Çalışmada öğretideki teorik tartışmaların yanı sıra soyut kanun hükümlerinin yargı pratiğinde nasıl somutlaştığı güncel Yargıtay kararları ekseninde analiz edilmiştir. Bu doğruluda imal fiilinin sınırları, ithal suçunda tamamlanma anı, ihraç suçunda teşebbüs aşaması ele alınmıştır.
Mahsup Müessesesi, Yargıtay.
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler, bireysel sağlık üzerindeki yıkıcı ve geri dönülemez etkilerinin ötesinde; kamunun sağlığını, genel güvenliği, ekonomik yapıyı ve toplumsal düzeni ciddi biçimde tehdit eden küresel bir niteliğe haizdir. Bu tehlikeli durum karşısında Türk ceza siyaseti, uyuşturucu suçlarıyla mücadelede tavizsiz, koruyucu, sosyal savunmayı ön plana alan ve önleyici bir yaklaşımı benimsemiştir. Nitekim bu ceza siyasetinin yasal yansıması olarak uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiştir. Bu suç tiplerinde doğrudan doğruya korunan hukuki yarar, soyut tehlike suçu mantığına uygun şekilde, toplumun ve bilhassa geleceğimizin teminatı olan gençlerin sağlığının muhafazasına ilişkin kamusal menfaattir.
Kanun koyucu, uyuşturucu maddelerin dinamik ve değişken yapısı karşısında güçlü bir toplumsal koruma sağlamak adına kanun metninde mutlak bir uyuşturucu tanımı yapmaktan veya maddeleri tek tek sayma yoluna gitmekten kaçınmıştır. Bunun yerine, uluslararası konvansiyonların getirdiği ölçütleri ve maddelerin kişilerde bağımlılık meydana getirme potansiyelini esas alan esnek bir ceza normu sistematiği tercih edilmiştir. Bu doğrultuda TCK’nın 188. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imal, ithal ve ihraç fiilleri yaptırım altına alınmıştır.
Ceza hukuku doktrininde ve yargısal uygulamada, söz konusu fiillerin yasal unsurlarının belirlenmesi ve suçun somut olaylara uygulanması esnasında birtakım teorik ve pratik açmazlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle, yapılan bir işlemin basit bir fiziki müdahale mi yoksa kanun anlamında bir "imal" mi sayılacağı hususu, nitelik değiştirme kriteri çerçevesinde ciddi tartışmalara sebebiyet vermektedir. Benzer şekilde, neticesi harekete bitişik bir suç olarak kurgulanan "ithal" fiilinde suçun tamamlanma anı; sınır kapısı olan ve olmayan yerler bakımından farklılaşmakta, gümrük bölgesinde gümrük görevlilerine yapılan beyanların mahiyeti ve maddelerin gizlenip gizlenmediği olgusu suçun sübutu açısından belirleyici rol oynamaktadır. Yine Türkiye topraklarının jeopolitik konumu sebebiyle sıkça karşılaşılan "transit geçiş" olgusunun, ithal suçu ile TCK m. 188/3 kapsamında düzenlenen nakil ve sevk etme suçları arasındaki ince sınırın tayininde nasıl konumlandırılacağı kritik bir öneme sahiptir. Suç zincirinin lojistik çıkış ayağını oluşturan "ihraç" fiilinde ise, icra hareketlerinin gümrük beyanı ile ne şekilde başladığı ve fiilin teşebbüs aşamasına elverişliliği, sınır kapılarının gümrüklü sahaları baz alınarak ikili bir ayrımla incelenmeyi zorunlu kılmaktadır.
Bu çalışmanın amacı, TCK m. 188/1-2 kapsamında düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal, ithal ve ihraç suçlarını yasal unsurları, korunan hukuki değer, öğretideki teorik tartışmalar ve yargısal uygulamalar ışığında sistematik bir analize tabi tutmaktır. Çalışmada, soyut kanun hükümlerinin yargı pratiğinde nasıl somutlaştığı, özellikle Yargıtay’ın istikrarlı ve güncel içtihatları ekseninde analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmada sırasıyla; uyuşturucu madde kavramının uluslararası metinlerdeki yeri ve tarihsel arka planı ele alınacak, ardından imal fiilinin sınırları, ithal suçunun gümrük rejimleri ve transit geçişle olan ilişkisi , ihraç suçunda teşebbüs aşamasının sınır kapısı olan ve olmayan yerler bakımından görünümü detaylandırılacaktır. Son olarak, suçun sınır aşan doğasının bir neticesi olarak ortaya çıkan yabancı ülkede yargılanma durumu ve TCK m. 188/2’de düzenlenen mahsup müessesesinin infaz hukuku yönünden pratik uygulanış adımları değerlendirilerek çalışma nihayete erdirilecektir.
Uyuşturucu sözcüğü, Fransızca “narkotik” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır . Narkotik kelimesi Yunanca “uyku” anlamına gelen “narke” kelimesinden türetilmiştir .
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin tam manasıyla tanımları yapılmamıştır, ancak uluslararası düzenlemeler ve kanunlarla sayma yöntemi ile uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin neler olduğunun ortaya koyulmuştur. Burada akla gelen ilk düzenleme, Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi ile yapılmış ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin, sözleşmede yer verilen 1 ve 2 numaralı cetvellerde sayılan maddelerden olup olmadığına göre karar verileceği belirtilmiştir .
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188, 190 ve 191. maddelerinde de uyuşturucu veya uyarıcı maddeler için tanıma yer verilmemiş, 188. maddenin 1. ve 3.fıkralarında tanımlanan fiillere konu maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya baz morfin olması hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağı hüküm altına alınmıştır. Böylelikle kanun koyucu uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri sayma yöntemiyle belirtmese bile bazılarına önem atfettiğini göstermiştir.
Kanun koyucu; uyuşturucu veya uyarıcı maddeler için kanunda tanım yapılmamasının nedenini, madde gerekçesinin ilk paragrafında belirtmiştir. Buna göre;
“Bu maddede, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imal ve ticareti suçuna ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Burada uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin nelerden ibaret bulunduğu tanımlanmadığı gibi, bunların teker teker gösterilmesi yoluna da gidilmemiştir. Bunun nedeni, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ve aynı etkiyi yapan ilaç ve sentetiklerin kötüye kullanılmalarının yaptırım altına alınarak güçlü bir sosyal savunmanın sağlanmasıdır. Böylece, psikotrop madde olarak, uyuşturucu veya uyarıcı etkisi yapan ve kişilerde bağımlılık meydana getiren bütün maddelerin, bu suçun konusunu oluşturacağı kabul edilmiştir.”
Kanun ve sözleşme metinlerinde uyuşturucu maddelerin tanımı yapılmamakla birlikte Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, “ bitkisel veya sentetik menşeli olup, merkezi sinir sistemini etkileyerek fizik ve/veya psişik bağımlılık hâllerine yol açan ve bazı hâllerde tek konulu ve diğer bazı hâllerde ise aynı kişinin değişik uyuşturucu kullanması gibi çift konulu tutku yaratan bütün maddeler uyuşturucu madde sayılırlar. ” 5
Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçu. TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiştir. Burada korunan hukuki yarar, toplumun sağlığının , bilhassa da gençlerin sağlığının korunmasına ilişkin kamusal yarardır. Tüm uyuşturucu ve uyarıcı madde suçları için korunan hukuki değerin kamu sağlığı olduğunu ifade etmek mümkündür 7 .
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin tarihi oldukça eskiye dayanmakta olup, afyonu ilk keşfeden ve kullanan uygarlığın Sümerler olduğu kabul edilmektedir. Mezopotamya’dan Mısır ve İran yoluyla Avrupa’ya yayılan afyon, ilerleyen dönemlerde sömürgeci güçlerin ticari hamleleriyle küresel bir kriz haline gelmiştir. Özellikle İngiliz tüccarların Hindistan’da ürettikleri afyonu Çin’e ihraç etmesi, Çin İmparatorluğu’nda ciddi bir toplumsal ve ekonomik çöküşe yol açmıştır. Çin Hükümeti’nin bu gidişata dur demek adına 1796’da afyon ithalini yasaklaması ve 1839’da kaçak afyonları imha etmesi, tarihe Afyon Savaşları olarak geçen iki yıllık bir çatışma dönemini tetiklemiş; savaşın ardından imzalanan 1842 Nankin Antlaşması ile Çin Devleti, bazı limanlarını yeniden afyon ticaretine açmak zorunda kalmıştır 8 .
On dokuzuncu yüzyıl, afyonun analiziyle birlikte tıp ve eczacılık alanında yeni uyuşturucu türevlerinin keşfedildiği bir dönüm noktası olmuştur. Morfin, 1800'lerin başında Fransa'da afyon terkibi analiz edilerek izole edilmiş, eroin ise 1898 yılında morfin bağımlılarının tedavisinde kullanılmak üzere keşfedilmiştir . Benzer şekilde Bayer firması tarafından ağrı kesici bir ilaç olarak piyasaya sürülen eroin, aşırı doz kullanımının ölümlere yol açtığının anlaşılması üzerine yasaklanmıştır. İlk kez Asuriler tarafından kullanılan esrarın yanı sıra; 1920’lerde nezleye karşı üretilen amfetaminler ile geçmişi 2000 yıl öncesine dayanan koka yapraklarından 1860 yılında izole edilen kokain, tıp sınırlarını aşarak 20. yüzyılın başlarından itibaren özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa’da büyük bir toplumsal tehlikeye dönüşmüştür .
Uyuşturucu maddelerin tıp dışı kullanımının ve ticaretinin küresel bir tehdit haline gelmesi, uluslararası alanda radikal önlemlerin alınmasını zorunlu kılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde afyon, kokain ve diğer bağımlılık yapıcı maddelerin üretimini ve ticaretini sınırlayan uluslararası toplantılar düzenlenmiş ve anlaşmalar imzalanmıştır. Bu doğrultuda Amerikan Yüksek Mahkemesi 1923 yılında uyuşturucunun tıbbi amaçlar dışında kullanımını tamamen yasaklayan kararlar almıştır. 1970'lere kadar ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne mahsus bir problem olarak görülen eroin ve uyuşturucu ticareti, bu tarihlerden sonra lojistik ağların genişlemesiyle Avrupa ülkelerine de sıçramış; ele geçen madde miktarlarındaki radikal artış, uyuşturucu suçlarının sınır aşan ve küresel bir nitelik kazandığını açıkça ortaya koymuştur .
Türkiye özelinde incelendiğinde ise Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren genel olarak İslam hukukunun yaklaşımı doğrultusunda uyuşturucu maddelere karşı mesafeli bir tutum sergilemiştir 12 . Her ne kadar Yıldırım Beyazıt, II. Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim gibi bazı padişahların esrar kullandığı yönünde tarihî kayıtlar bulunsa da Fatih ve Kanuni kanunnameleriyle hukuki yasaklamalar getirilmiş; IV. Murat döneminde ise afyon ve tütün kullanımı doğrudan idam yaptırımına bağlanmıştır. Bu sert tedbirlere rağmen 17. yüzyılda Evliya Çelebi, İstanbul'da afyon ve esrar imal edip satan dükkânların varlığından bahsetmekte , 1725 tarihli bir padişah fermanında ise esrar kullanıcılarına sürgün ve kürek cezası öngörüldüğü görülmektedir .
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde, 1858 tarihli Ceza Kanunname-i Hümayunu’nun 196. maddesiyle sağlığa zararlı maddelerin satışı yasaklanmışsa da cezaların hafifliği nedeniyle İstanbul’da esrar kahvehanelerinin açılması engellenememiştir. 1917 tarihli Polis Nizamnamesi ile bu işletmelerin sahiplerine kefaletname imzalatılması ve tekrarı halinde para cezası verilmesi yöntemi benimsenmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nin başlarında ise, 1930'lu yıllarda İstanbul'da bir Japon firması tarafından kurulan eroin fabrikaları uluslararası alanda tepki çekmiş ve Türkiye aleyhine dünya basınında kampanya başlatılmıştır. Bu küresel baskılar neticesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlık ettiği 25.12.1932 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında; 1912 Lahey, 1925 ve 1931 Cenevre sözleşmelerinin temel ilkelerinin kabulüne karar verilmiş ve bu doğrultuda 14 Ocak 1933’te 2108 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur 16 .
Türkiye, 1938-1971 yılları arasında dünya yasal afyon pazarının yarısından fazlasını elinde bulundurması sebebiyle uluslararası alanda uyuşturucu arzından sorumlu tutulan ülkelerin başında yer almıştır 17 . Bu baskılar sonucunda 1971 yılında afyon üretimi tamamen yasaklanmış, ancak geçimini haşhaş tarımıyla sağlayan yaklaşık 1,5 milyon bölge insanının yoksulluğa sürüklenmesi üzerine 1974 yılında yasak kaldırılarak haşhaş ekimi kontrollü olarak yeniden serbest bırakılmıştır. Çizim yapılmadan hasat edilen ürünlerin Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından satın alınması ve 1981'de Bolvadin'de kurulan Alkaloid Fabrikası'nda işlenmesiyle yeni bir döneme geçilmiştir. Cumhuriyet dönemi boyunca 1926 tarihli TCK, 1933 tarihli Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun ve 1986 tarihli yasa gibi mevzuatlarla yürütülen mücadele stratejisi, günümüzde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188 ila 191. maddeleri arasında yer alan düzenlemelerle sürdürülmektedir.
İmal suçunun tanımına ilişkin bir düzenleme mevzuatımızda bulunmamaktadır. Türkiye’nin de taraf olduğu Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin 1. Maddesi’nde İmal kavramı “istihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder. Uyuşturucu maddelerin arttırılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar.” şeklinde tanımlamıştır . İstihsal kavramı ise afyon, koko yaprağı, kenevir ve kenevir reçinesi veren bitkilerden bunların toplanmasını ameliyesini ifade eder.
Öğretide ise İmal kavramı “iki ya da daha çok sayıdaki farklı maddenin kimyasal tepkimeye sokulması sonucu, bunlardan değişik nitelikte ve TCK anlamında uyuşturucu özelliği bulunan yeni bir madde elde edilmesi veya bir uyuşturucu maddenin başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi ya da bir uyuşturucu maddenin arttırılması” şeklinde tanımlanmıştır .
Öğretideki diğer görüşlere göre; doğal veya sentetik bir hammaddenin değişik yöntemlerle işlenerek hammaddeden ayrılabilecek nitelikte bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ortaya çıkarılması imal olarak nitelendirilebilir 20 . İmal üç şekilde olabilir:
kimyasal tepkimeye sokularak bu iki maddenin dışında bir madde oluşturmak.
yöntemlerle başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi.
gibi yöntemlerle ayrıştırılarak saflaştırılması 2122 .
Yapılan işlemin imal olarak nitelendirilmesi için maddenin niteliğinde değişiklik yapması gerekmektedir. Örneğin Hint keneviri bitkisinin yapraklarının öğütülerek toz haline getirilmesi maddenin niteliğini değiştirmeyip fiziksel yapısını değiştirdiği için imal olarak nitelendirilemez . Aynı şekilde toz halindeki maddenin tablet haline getirilmesi işlemi imal olarak nitelendirilemeyeceği gibi doğal niteliğini korumaya yönelik işlemler de imal sayılmaz 24 . Bir uyuşturucu maddenin kimyasal yapısını değiştirmeden, sadece hacmini veya ağırlığını artırmak amacıyla yabancı maddelerle karıştırılması imal suçunu oluşturmaz. Çünkü imal; yeni bir madde ortaya çıkarmayı veya maddenin niteliğini değiştirmeyi gerektirir. Yapılan işlemlerin basit şekilde gerçekleştirilmesi uyuşturucu veya uyarıcı madde imal edilmediği anlamına gelmemektedir. Örneğin morfinin eroine dönüştürülmesi basit bir işlemle yapılsa dahi imal olarak kabul edilir.
Öğreti ve Yargıtayın genel uygulamasına göre, kenevirin toprağa ekilip yetiştirilmesi, yapraklarının toplanıp kurutulması ya da yapraklarından reçinenin toplanması üretim sayıldığından, yine kenevirin ufalanıp elenmesi, yapraklarında ayrıştırılması, toz haline getirilmesi ayıklama niteliğinde olduğundan; toz durumdaki esrarın plaka haline getirilmesi de fiziki durumu değiştirme olduğu için imal olarak nitelendirilmez 25 . Yargıtay’ın yerleşik kararları da bir uyuşturucu madde olan esrarın imalinin mümkün olmadığı yönündedir 26 .
İmal suçunun tamamlanabilmesi için ortaya çıkan maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olması gerekir. Sadece imal için gereken malzeme ve aletlerin bulunması icra hareketlerinin başladığını göstermez. Ancak imal için gerekli olan maddelerden biri kendi başına bir uyuşturucu veya uyarıcı maddeyse kullanmak dışında uyuşturucu madde bulundurma suçu oluşur.
İmal için yapılan hazırlıklar ile getirilen aletler ve malzemeler uyuşturucu veya uyarıcı madde imal etme kapasitesinden yoksunsa işlenemez suç söz konusu olur.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal suçunda teşebbüsün olup olmadığının iyice değerlendirilmesi için hazırlık hareketleri ile icra hareketleri arasındaki ince çizgiye dikkat etmek gerekir. Bu doğrultuda, imal faaliyeti için hazırlanan araç, gereç ve bileşenlerin son ürünü elde etmeye elverişli nitelikte bulunması ve failin bu malzemelerle doğrudan doğruya imalata yönelik icra hareketlerine girişmesi gerekir. Bu adımdan sonra, failin iradesi dışındaki harici sebeplerle eylemin nihayete erdirilememesi halinde imale teşebbüs gündeme gelecektir.
Söz konusu sınır çizgisinin pratikteki görünümü, fiilin laboratuvar ortamında bulunduğu aşamaya göre şekillenir. Örneğin, failin egemenlik alanında yalnızca laboratuvar malzemelerinin ve üretim formüllerinin ele geçirilmesi, henüz kimyasal bir süreç başlatılmadığı müddetçe TCK m. 188/1 kapsamında bir teşebbüs olarak nitelendirilemez; bu durum ceza sorumluluğu doğurmayan bir hazırlık hareketi boyutunda kalır. Buna karşılık, kimyasal bileşenlerin reaksiyona sokulması ve sentez sürecinin başlatılmasıyla birlikte hazırlık aşaması bitmiş ve suçu oluşturan icra hareketlerine doğrudan geçilmiş olur. Bu aşamada nihai ürün olan uyuşturucu veya uyarıcı madde henüz elde edilemeden şahsın harici bir engel nedeniyle eylemin yarım kalması halinde, imal suçuna elverişli icra hareketlerine girişildiği kabul edilmelidir. Dolayısıyla bu ihtimalde, fail hakkında TCK m. 188/1 uyarınca imale teşebbüs hükümleri uygulanmalıdır.
Sözlük anlamı itibarıyla "ithal" kavramı, genel olarak bir ülkeye başka ülkelerden mal getirilmesi veya satın alınması fiilini ifade etmektedir 27 .
Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin 1. Maddesine göre “ Her biri özel anlamıyla birlikte uyuşturucu maddelerin maddeten bir memleketten diğerine veya aynı memleketin bir ülkesinden diğerine nakledilmelerini ifade eder. ”
Öğretide ise ithal kavramı “Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının herhangi bir yerinden sokulması, uyuşturucu maddenin yabancı bir ülkeden yasadışı yollarla (ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak) Türkiye’ye getirilmesi şeklinde tanımlanmaktadır.” Şeklinde ifade edilir .
Kanunda belirtilen bu suçun meydana gelebilmesi için uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı biçimde ülkeye sokulması gerekir.
Ülke, bir devletin egemenliği altında bulunan yeryüzü parçasını ifade eder. İthal suçunun oluşması için maddenin ülkeye nereden sokulduğunun bir önemi yoktur . Uyuşturucu veya uyarıcı madde sınır kapısı olan yerlerden ülkeye sokulabileceği gibi olmayan yerlerden de ülkeye sokulabilir .
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal suçunun oluşabilmesi için eylemin kullanmak dışında bir maksatla gerçekleşmesi gerekir aksi halde TCK’nın 191. Maddesinde düzenlenen suç oluşur 32 .
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal suçu maddenin ülke sınırları içine girmesi ile tamamlanır. Bu nedenle ithal suçu neticesi hareketle bitişik suç olup, teşebbüse elverişli değildir .
olursa olsun ülkeye girdiği anda suç tamamlanmış olur 34 .
2- Sınır kapısı olan yerlerde ise gümrük bölgesini nazara alınması gerekir.
madde henüz ülkeye girmemiştir.
bariz ise ithal suçu oluşmaktadır .
bulunmadığı yönündeki beyanında sonra ele geçirilirse ithal suçu oluşur 36 .
Transit kelimesi “bir yerde dinlenmeden, beklemeden, durmadan geçmek” ve “malların bir ülke topraklarından gümrüksüz geçmesi” demektir 37 .
Yabancı bir ülkeden başka bir ülkeye giden ve transit rejimine tabi tutulan eşya, Türkiye içinde bırakılmayacak eşyadır. Transit eşyayı taşıyan seyir halindeki bir taşıtın beklenmeyen haller ve mücbir sebepler yaşaması halinde bu durumu en kısa sürede gümrük idaresine bildirmesi gerekir. Taşıdığı eşyanın şayet başka bir taşıta aktarılması gerekiyorsa da bunun gümrük memurlarının gözetimi altında olması gerekir.
Yabancı bir ülkeden başka bir ülkeye gitmek için Türkiye’den transit olarak geçmekte olan bir ulaşım aracında uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunması ve bu maddelerin yakalanması halinde, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin Türkiye’de bırakılacağına ilişkin herhangi bir delil bulunmaması halinde eylem ithal suçunu değil TCK’nın 188. Maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlene nakletme suçunu oluşturur. Uyuşturucu maddenin transit geçişiyle ithali arasındaki ayrım, ülke içinde uyuşturucu veya uyarıcı madde hakkında bir tasarrufta bulunup bulunulmayacağına göre değişir 38 .
Suça konu uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük kapısından geçtikten sonra ülke içinde ele geçirilmesi halinde, eylemin ithal suçunu meydana getirip getirmediğine karar kılmak için, ele geçirilen maddenin taşındığı malzeme veya beraberinde olan eşyalara da bakılarak suça konu olan maddenin menşei belirlenmelidir 39 .
İthal suçu ile ilgili olarak şu konunun da belirtilmesinde fayda vardır: Tüketen norm-tüketilen norm ilişkisi kuralı gereğince uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal eden kişinin, arada hukuken geçerli bir kesinti olmaması şartıyla ithal ettiği bu uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri satmak için bulundurması ya da satması, ithal dışında ayrı bir suç oluşturmayacaktır 4041 .
İhraç kelimesi “Çıkarma dışarıya atma” ve “Yurt dışına mal satma” demektir . Öğretiye göre ise ihraç kavramı “Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin, yurttan izinsiz olarak yurt dışına çıkarılmasıdır” olarak tanımlanmaktadır 43 . Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin 1. Maddesine göre “Her biri özel anlamıyla birlikte uyuşturucu maddelerin maddeten bir memleketten diğerine veya aynı memleketin bir ülkesinden diğerine nakledilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır . 44
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre ise ihraç, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi “ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak” ülke dışına çıkarılmasıdır.
Ülke, bir devletin egemenlik alanı içerisinde bulunan yeryüzü parçası olarak ifade edilen 45 ya da gerçek anlamda ülke; “Aynı egemenliğe tabi olan kişiler tarafından işgal edilen ve diğer komşu devletlerden sınırlarla ayrılan kara parçası ile kara parçasının üzerindeki hava sahası ve karasularından oluşmaktadır 46 ” . Türk Ceza Kanunu’nun 8. Maddesinin 2. Fıkrasının a bendinde; “ Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında işlenen işlenen suçun Türkiye’de işlenmiş sayılacağına 47 ” ilişkin hüküm gerçek anlamda ülkeyi ifade etmektedir. Aynı maddenin devamında ülkeden sayılan ve dolayısıyla Türk Ceza Kanunu’nun uygulama bulacağı şöyle “Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla, Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla, Türkiye'nin kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı, işlendiğinde Türkiye'de işlenmiş sayılır. ” İfade edilir.
Suçun oluşması için uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin nereden ve nasıl ülke dışına çıkarıldığı önem arz etmemektedir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin sınır kapılarından veya sınır kapısı olmayan bir yerden çıkarılması fark etmediği gibi; deniz, kara veya hava yoluyla ülke dışına çıkarılması da suçun meydana gelmesi bakımından önemli değildir . Fail, uyuşturucu maddeyi yurt dışına çıkarma kastıyla yurt içindeki bir şehirden sınır kapısının bulunduğu şehre doğru naklederken yakalanırsa, henüz gümrüklü sahaya girilmediği ve gümrük işlemleri başlatılmadığı için eylem TCK m. 188/1'e teşebbüs sayılmaz. Failin kastı ihraç olsa dahi, fiil TCK m. 188/3 kapsamında bağımsız bir suç olan "nakletme" suçunu oluşturur.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etmek suçunun sübuta gelmesi için fiilin kullanma dışı bir amaçla gerçekleşmesi gerekir. Fail uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendi kullanımı için ülke sınırlarında dışarı çıkarmış ve üzerinde veya beraberinde yakalanan madde miktarı bunu doğrulayacak nitelikte ise Türk Ceza Kanunu’nun 191. Maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan ceza alması gerekir .
Fail yurt dışına götürdüğü uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi hem kullanmak hem de ihraç etmek maksadını taşıyorsa:
hükümleri uygulanır.
hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ihraç etme suçunun teşebbüs bakımında değerlendirilmesinde fiilin sınır kapısı olan yerlerde gerçekleşip gerçekleşmemesine göre ikili bir ayrıma gidilir.
Sınır kapısı olmayan yerlerden yapılan çıkışlarda uyuşturucu veya uyarıcı madde ülke sınırını geçtiği anda suç tamamlanmış olur. Bu durumda suça teşebbüs mümkün değildir. Fail sınırı geçmeden önce beraberindeki uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi yakalatması durumunda ihraç suçu değil o ana kadar tamamlanmış olan ve Türk Ceza Kanunu’nun 188. Maddesinde düzenlenen “uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma, nakletme veya sevk etme” suçu oluşur.
Sınır kapısı olan yerlerde ise; suç hakkında değerlendirme yapılırken sınır kapısında bulunun gümrük görevlilerine yapılan beyanlara göre karar vermek gerekir. Söz konusu uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etmek suçunun icra hareketleri “gümrük beyanı” ile başlamaktadır 52 . 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 3. Maddesi 16. Fıkrasına göre “Gümrük beyanı” deyimi “ belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde eşyanın bir gümrük rejimine tabi tutulması talebinde bulunulmasını 53 ” ifade eder.
başlanmadığı için bu durum bakımından teşebbüs söz konusu olmaz .
meydan gelir .
gerekir .
Önemle parmak basılması gereken bir diğer mesele ise ihraç edilen maddenin ele geçirilmesi ve bu maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunun tespit edilmesi cezalandırma koşuludur, aksi halde faile ceza verilmesi mümkün değildir 60 .
İhraç suçu, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülke sınırından dışarı çıkarılmasıyla tamamlanır. İhraç edilen uyuşturucu maddelerin hedeflenen yere varıp varmaması suçun oluşması bakımından önem arz etmez 61 .
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç edilmesi, maddenin götürüldüğü veya yakalandığı ülke bakımından da suç olarak kabul edilmiş olabilir. Bu durumda, failin söz konusu ülke tarafından yargılanmasına sebebiyet verecektir. Yabancı ülke mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde failin beraat etmesi ülkemizde de yargılanmasına engel değildir .
Failin yabancı ülkede yargılanıp ceza aldığı durumda ise TCK’nın 188. Maddesinin ikinci fıkrası gündeme gelecektir. Yabancı ülkede yapılacak yargılama sonucunda verilen hükmün infaz edilen kısmı, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla verilecek cezadan mahsup edilecektir 63 .
Mahsup işlemi için sırasıyla şu adımların izlenmesi gerekir: Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etmek suçundan verilen ceza 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 107. Maddesine göre koşullu salıverilme için gerekli olan süre hesaplanmalı. Akabinde yabancı ülkede gözaltında kaldığı süre ile tutuklu veya hükümlü geçirdiği süre hesaplanmalı. Akabinde ilk hesaplanan süre, ikinci hesaplanan süreden indirilmeli ve böylece hükümlünün infaz kurumunda geçirmesi gereken süre belirlenmelidir 64 .
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Özel Hükümler başlıklı İkinci Kitap, Üçüncü Kısım, Dördüncü Bölümünde "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlığı altında, 188. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal, ithal ve ihraç suçları; küresel ölçekte kamu sağlığını ve devletlerin egemenlik alanlarını tehdit eden suç tiplerinin başında gelmektedir.
188. Maddenin birinci fıkrasında ilk seçimlik hareket olarak düzenlenen "imal" fiili, yasal metinde tanımı yapılmamış açık bir kavram niteliğindedir. Uygulamada ve yargısal kararlarda, mevcut bir uyuşturucu maddenin kimyasal yapısını ve formülünü değiştirmeksizin, yalnızca hacmini yahut ağırlığını artırmayı sağlayan yabancı madde ilavesi fiilleri ile sıfırdan yeni ve özgün bir uyuşturucu madde elde etme süreçleri arasındaki fark her zaman kolay belirlenmeyebilmektedir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin alt unsuru olan hukuki belirlilik prensibinin yara almaması adına yasa metnine müdahale edilmesinin faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu doğrultuda, TCK m. 188’e eklenecek bir fıkra ile, "Mevcut bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kimyasal yapısında değişiklik meydana getirmeyen, organik yahut inorganik maddelerle karıştırılarak yalnızca miktar, ağırlık veya hacim artırılması neticesini doğuran fiillerin imal suçunu oluşturmayacağı, bu eylemlerin şartları varsa m. 188/3 kapsamında nitelendirileceği" yönünde açık bir yasal sınırlama getirilmesinin uygulamada yaşanan pek çok problemi çözeceğini düşünmekteyim.
İthalat ve ihracat suçlarında, uyuşturucu maddenin egemenlik sınırlarına sirayet etmesi veya gümrüklü/gümrüksüz sahalarda ele geçirilmesi esnasında, fiilin "tamamlanmış m. 188/3 suçu mu" yoksa "m. 188/1’e teşebbüs mü" teşkil edeceği sorunu, icra hareketlerinin başlangıcı bağlamında tartışmalıdır. Öğretideki ağırlıklı görüş, failin ithal yahut ihraç kastının harici delillerle desteklendiği durumlarda fiili m. 188/1’e teşebbüs olarak nitelendirme eğiliminde olsa da, Yargıtay’ın somut olayın özelliklerine göre yaklaşımını öğretiden farklılaştırdığı ve eylemleri TCK m. 188/3 kapsamında cezalandırması hukuken isabetlidir.
TCK m. 188/2’de düzenlenen, uyuşturucu madde ihraç eden failin yabancı bir devlet mahkemesinde yargılanmış ve mahkûm/beraat etmiş olması halinde dahi Türkiye’de yeniden yargılanacağına dair amir hüküm, uluslararası ceza hukukunun non bis in idem ilkesine bilinçli bir istisna getirmektedir. Öğretide kişi hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ekseninde ileri sürülen eleştirilere karşılık, devletin kamu sağlığı ve düzenini koruma refleksiyle kabul ettiği bu ikili yargılama mekanizması son derece yerindedir. Uyuşturucu ticareti, mahiyeti itibarıyla küresel bir organizasyon yapısına sahip olduğundan, Türk devletinin kendi egemenlik hakkını ve toplum sağlığını koruma yetkisini, yabancı bir mahkemenin tasarrufuna terk etmemesi devletin mutlak egemenlik yetkisinin doğal bir uzantısıdır. Kaldı ki, fıkranın devamında düzenlenen "mahsup müessesesi", yabancı ülkede hürriyeti bağlayıcı infaz sürelerinin Türkiye’de verilecek cezadan tenzil edilmesini emrederek adalet ve hakkaniyet dengesini korumuş, failin orantısız bir yaptırım sarmalına maruz kalmasını engellemiştir.
Sonuç olarak; TCK m. 188/1-2 hükümleri, içerdiği tanım eksikliklerine rağmen, Türk ceza siyasetinin uyuşturucuyla mücadeledeki kararlı duruşunu yasal boyutta açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay’ın ceza genel hükümleri teorilerini pratik gereksinimler ile sanık haklarını koruyan güvenceler arasında denge kurarak uyguladığı içtihatları ise yasal düzenlemelerin sahadaki koruyucu etkisini güçlendirmekte ve adalete olan toplumsal güveni en üst düzeyde muhafaza etmektedir.
BALCI, Murat: Uyuşturucu Madde Ticareti Suçları, 1. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2009. DÖNMEZER, Sulhi: Kriminoloji, 6. Bası, İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları, 1981. ELMAS, Birsen: Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, 5. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2022. ERMAN, Sahir / ÖZEK, Çetin: Ceza Hukuku Özel Bölüm: Kamunun Selametine Karşı İşlenen Suçlar (TCK 369-413), İstanbul: Globus Dünya Basınevi, 1995. GÜNGÖR, Şener / KINACI, Ali: Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle İlgili Suçlar, Ankara: Yetkin Yayınları, 2001. HAFIZOĞULLARI, Zeki / ÖZEN, Muharrem: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler (Topluma Karşı Suçlar), Ankara: US-A Yayıncılık, 2026. KOCA, Mahmut / ÜZÜLMEZ, İlhan: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2025. KÖKNEL, Özcan: İnsanlık Tarihi Boyunca Dünyada ve Türkiye’de Uyuşturucu Madde Sorunları, İstanbul: Gelişim Yayınları, 1976. KURT, Şahin / KURT, Ela: Uygulamada Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları ve İlgili Mevzuat, Ankara: Adalet Yayınevi, 2007. ÖNER, Mehmet Zülfü: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçları, Ankara: Adalet Yayınevi, 2011. ÖZBEK, Veli Özer / DOĞAN, Koray / BACAKSIZ, Pınar: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 20. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2025. SAKA, Reşat: Uyuşturucu Maddeler, Afyon-Morfin-Eroin-Esrar-Kokain Hakkında Milli ve Milletler Arası Hukuki ve Sosyal Durum, İstanbul: Cumhuriyet Matbaası, 1948. TEZCAN, Durmuş / ERDEM, Mustafa Ruhan / ÖNOK, Rıfat Murat: Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 23. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2025. TÜRK DİL KURUMU: "Uyuşturucu", www.tdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 08.06.2026). TÜRK DİL KURUMU: www.sozluk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 09.06.2026). YAŞAR, Yusuf: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçları, 3. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2019. YAVUZ GÜNDÜZ, Tuğçe: Türk Ceza Kanununda Yer Alan Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçları (TCK 188), Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2018.
1 Türk Dil Kurumu, "Uyuşturucu", (Çevrimiçi)www.tdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 08.06.2026).
2 Sulhi Dönmezer, Kriminoloji , 6. Bası, İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları, 1981, s. 383.
3 27.12.1966 tarih ve 812 sayılı Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanun; 14.02.1967 tarih ve 6/7732 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Resmî Gazete , 12.05.1967, Sayı: 12596. 4 6
4 ARTUK, Mehmet Emin - GÖKCEN, Ahmet: Gerekçeli Ceza Kanunları , 23. Baskı, Ankara: Adalet Yayınevi, 2025, s. 229. 5 Sahir Erman ve Çetin Özek, Ceza Hukuku Özel Bölüm: Kamunun Selametine Karşı İşlenen Suçlar (TCK 369-413), İstanbul: Globus Dünya Basınevi, 1995, s. 257.
6 Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Rıfat Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2024,s.642
7 Zeki Hafızoğulları, Muharrem Özen, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler (Topluma Karşı Suçlar ) , Ankara, US-A Yayıncılık, 2026, s.93 9 10 11
8 Şahin Kurt, Ela Kurt, Uygulamada Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları ve İlgili Mevzuat , Ankara, Adalet Yayınevi, 2007, s.2-3. 9 Reşat Saka,Uyuşturucu Maddeler, Afyon-Morfin-Eroin-Esrar-Kokain Hakkında Milli ve Milletler Arası Hukuki ve Sosyal Durum , İstanbul, Cumhuriyet Matbaası, 1948, s.33
10 Özcan Köknel , İnsanlık Tarihi Boyunca Dünyada ve Türkiye’de Uyuşturucu Madde Sorunları ,İstanbul, Gelişim Yayınları, 1976, s.19.
11 Özcan Köknel, İnsanlık Tarihi Boyunca Dünyada ve Türkiye’de Uyuşturucu Madde Sorunları, İstanbul, Gelişim Yayınları, 1976, s.337 13 14 15 12 Yusuf Yaşar, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçları , 3. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2019, s.103.
13 Saka, a.g.e. , s. 29.
14 Saka, a.e ., s.33.
15 Dönmezer, Kriminoloji, s.411.
16 Köknel , a.g.e., s.337-338. 17 Kurt, Kurt, Uygulamada Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları , s. 8. 18 19 18 27.12.1966 tarih ve 812 sayılı "Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi"nin Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, TBMM Kanunlar ve Kararlar Serisi , Cilt: 50, m. 1, (Çevrimiçi)https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc050/kanu ntbmmc050/kanuntbmmc05000812.pdf, (Erişim Tarihi: 15.06.2026).
19 Murat Balcı, Uyuşturucu Madde Ticareti Suçları, 1. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2009, s.125.; Mehmet Zülfü Öner , Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçları , Ankara, Adalet Yayınevi, 2011, s.106.
20 Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 20. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2025, s.750. 21 Şener Güngör, Ali Kınacı, Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle İlgili Suçlar, Ankara, Yetkin Yayınları, 2001, s.166.
22 “Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin 1. maddesinin 1 (n) bendinde yer alan, “İmal deyimi: istihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar,” şeklinde uyuşturucu madde imali işlemini tanımlanmış olup bu bilgiler ışığında sözleşmedeki tanıma göre; a) Başlı başına uyuşturucu veya uyarıcı özelliği bulunmayan maddelerden, kimyasal işlemler sonunda uyuşturucu veya uyarıcı bir maddenin elde edilmesi (Başlı başına uyuşturucu veya uyarıcı niteliği bulunmayan maddelerden, tümüyle sentetik olarak uyuşturucu veya uyarıcı madde elde edilmesi), b) Bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin başka bir uyuşturucu veya uyarıcı maddeye dönüştürülmesi (Morfinin eroine dönüştürülmesi gibi), c) Herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin damıtma, elektroliz ya da flotasyon gibi yöntemlerle arıtılması (Bir karışım içindeki uyuşturucu veya uyarıcı nitelikteki etken madde oranının yükseltilmesi). Durumlarında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal edildiği kabul edilebilir. Olay, yakalama ve arama tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın beyanıyla tespit edilen Tepecik Mah. Bedir Sk. No: 5 K. 3 Geyve/Sakarya sayılı adreste yapılan arama ile kolluk tarafından bilinen adresi ve mernis adresi olan Tepecik Mah. Hira Sk. No: 35 Geyve/Sakarya adresinde ele geçirilen, yeşil renkli bitkiler, toz maddeler ve diğer materyaller ile ilgili olarak ‘’XLR 11‘’ isimli sentetik kannabioidin imal etmeye elverişli olup olmadığı hususunda Adli Tıp 5. İhtisas Kurulu'nun 24/08/2015 tarihli raporunun sonuç bölümünün (2) numaralı kısmında "Çok miktarda sentetik kannabinoid emdirilmiş ve emdirilmemiş bitkisel madde, üzerlerinde bulaşıklılık saptanan leğen, gaz maskesi, huni, damacana, sulama ibriği ve terazinin birlikte bulunması hususu tüm olarak değerlendirildiğinde, sorulduğu üzere bu malzemelerin imalatta kullanılmış olduğu oy birliği ile mütalâa olunur." şeklinde görüş bildirilmiş ise de ele geçirilen tüm madde ve materyaller ile Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin 1. maddesinin 1 (n) bendine göre "XLR-11’’ isimli sentetik kananabinoidin imal edilmeye elverişli olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan rapor alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,” Yargıtay 20. Ceza Dairesi E. 2018/1653 K. 2018/2744 T. 7.6.2018. (Çevrimiçi) https://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 23
23 “Kenevir bitkisinin sapçık ve yapraklarının kurtulup ufalanarak toz esrar haline getirilmesi teknik yöntemi gerektirmeyen basit bir işlem olduğu gibi maddenin kimyasal yapısında değişiklik de sağlamadığından esrar imal etme sayılamaz.” Yargıtay 10. Ceza Dairesi 10. CD., E. 1992/5557 K. 1992/6015 T. 21.05.1992 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 24 Özbek, Doğan, Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 750.
25 “Kanunlarımızda uyuşturucu madde imal etmenin tanımı yapılmamıştır. Ancak ülkemizin taraf olduğu 1961 TEK Sözleşmesi'nin 1. maddesinde yer alan imal ve ilgili diğer terimlerin anlamlarına bağlı kalınarak uyuşturucu madde imal etme; "en az iki farklı maddenin, kimyasal tepkimeye sokulması sonucu bunlardan değişik nitelikte ve uyuşturucu özelliği bulunan yeni bir madde elde edilmesi veya bir uyuşturucu maddenin başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi ya da bir uyuşturucu maddenin arıtılması işlemidir." Maddenin niteliğinde değişiklik yapmayan işlemler imal olarak kabul edilmez. Maddenin fiziksel özelliklerinde yapılan değişiklikler imal olarak nitelendirilemeyeceği gibi maddenin doğal niteliğini korumaya yönelik işlemler de imal sayılamaz. İmal, fenni usuller kullanılarak işlenme olarak algılanmalıdır. Kenevirin yetiştirilmesi, yapraklarının toplanıp kurutulması ya da yapraklarından reçinenin toplanması üretim sayıldığından; kenevirin ufalanıp elenmesi, yapraklarından ayrıştırılması, toz haline getirilmesi, ayıklama niteliğinde olduğundan; toz durumdaki esrarın plaka haline getirilmesi de fiziki durumu değiştirme olduğundan, imal sayılmazlar. İkamet-araç arama, elkoyma ve yakalama tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; somut olayda aramanın yapıldığı villada özel bir kumanda ile çalıştırılan gizli bir asansör sistemi aracılığıyla inilebilen alanda 21.955,2 gram esrar ihtiva eden toplam 76.712 gram kenevir ile kenevir bitkisi yetiştirme amaçlı özel tesisat ve malzemelerin ele geçirildiği, tutanaklarda belirtilen malzemeler ile techizatın teknik anlamda uyuşturucu madde imalinde kullanılacak nitelikte olmadığı da gözetilerek, sanıkların sabit olan eylemlerinin TCK'nın 188/3. maddesinde düzenlenen “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suç yerine "uyuşturucu madde imal etme" suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD), E. 2021/2782, K. 2021/7107, T. 08.06.2021. (Çevrimiçi) https://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
26 “a-Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin 1. maddesinin 1 (n) bendinde “İmal deyimi: istihsal(üretim) hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar,” 1961 TEK Sözleşmesi'nin 1. maddesinin (t) bendinde ""istihsal" deyimi: afyon, koka yaprağı, kenevir ve kenevir reçinesi veren bitkilerden bunların toplanması işlemini ifade eder" biçiminde tanımlanmıştır. Buna göre kenevir bitkisinin yetiştirilmesi, toplanıp kurutulması ya da yapraklarındaki reçinenin toplanması imal değil üretimdir. Kenevir bitkisinin yapraklarının ufalanıp elenmesi sapçık ve tohumların ayrılması sonuçta toz duruma getirilmesi sadece fiziksel durumun değiştirilmesidir. Fiziksel durumun değiştirilmesi imal sayılmaz. Kanunlarımızda uyuşturucu madde imal etmenin tanımı yapılmamıştır. Ancak ülkemizin taraf olduğu 1961 TEK Sözleşmesi'nin 1. maddesinde yer alan imal ve ilgili diğer terimlerin anlamlarına bağlı kalınarak uyuşturucu madde imal etme; "en az iki farklı maddenin, kimyasal tepkimeye sokulması sonucu bunlardan değişik nitelikte ve uyuşturucu özelliği bulunan yeni bir madde elde edilmesi veya bir uyuşturucu maddenin başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi ya da bir uyuşturucu maddenin arıtılması işlemidir." Maddenin niteliğinde değişiklik yapmayan işlemler imal olarak kabul edilmez. Maddenin fiziksel özelliklerinde yapılan değişiklikler imal olarak nitelendirilemeyeceği gibi maddenin doğal niteliğini korumaya yönelik işlemler de imal sayılamaz. İmal, fenni usuller kullanılarak işlenme olarak algılanmalıdır. Kenevirin yetiştirilmesi, yapraklarının toplanıp kurutulması ya da yapraklarından reçinenin toplanması üretim sayıldığından; kenevirin ufalanıp elenmesi, yapraklarından ayrıştırılması, toz haline getirilmesi, ayıklama niteliğinde olduğundan; toz durumdaki esrarın plaka haline getirilmesi de fiziki durumu değiştirme olduğundan, imal sayılmazlar. İkamet-araç arama, elkoyma ve yakalama tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; somut olayda aramanın yapıldığı villada özel bir kumanda ile çalıştırılan gizli bir asansör sistemi aracılığıyla inilebilen alanda 21.955,2 gram esrar ihtiva eden toplam 76.712 gram kenevir ile kenevir bitkisi yetiştirme amaçlı özel tesisat ve malzemelerin ele geçirildiği, tutanaklarda belirtilen malzemeler ile techizatın teknik anlamda uyuşturucu madde imalinde kullanılacak nitelikte olmadığı da gözetilerek, sanıkların sabit olan eylemlerinin TCK'nın 188/3. maddesinde düzenlenen “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suç yerine "uyuşturucu madde imal etme" suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,” Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2021/2782 K. 2021/7107 T. 8.6.2021 (Çevrimiçi) https://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 28 29 30 31
27 www.sozluk.gov.tr,(Çevrimiçi)Erişim Tarihi: 09.06.2026 28 1961 TEK SÖZLEŞMESİ, m. 1, (Çevrimiçi). 29 Erman, Özek, a.g.e., s.268.
30 Tuğçe Yavuz Gündüz, Türk Ceza Kanununda Yer Alan Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu (TCK 188) , (Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2018), s.81.
31 “16.07.2012 tarihli olay tespit ve muhafaza altına alma tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın suç tarihinde 00:15'de Suriye-Türkiye sınırından ülkemize siyasi sınırı belirleyen tel engeli aşarak geçtiği ve yakalandığında üzerinde... Başkanlığı... Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 25.03.2013 tarih ve 573 sayılı raporunda belirtilen 272 adet amfetamin içerir tablet ile 7,88 gr ve 13,03 gr amfetamin içerir maddenin ele geçtiğinin anlaşılması karşısında sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan mahkûmiyeti yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi” Yargıtay 20. Ceza Dairesi (Y20CD), E. 2017/4797, K. 2019/1195, T. 26.02.2019. (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 33 32 “Uyuşturucu madde ithal etme suçunun oluşabilmesi için eylemin kullanmak dışında bir amaçla gerçekleştirilmesi gerektiği, suç tarihinde sanığa teslim edilen koli içerisinde ele geçirilen methylone etken maddesini içeren 100,3 gr maddeyi kullanmak için bulundurduğuna ilişkin savunması karşısında, ele geçirilen ve özellikleri dosyada mevcut İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 24.04.2013 tarihli raporunda belirtilen methylone etken maddesini içeren maddenin içerdiği net uyuşturucu madde miktarının tespiti ile maddenin kullanımına ilişkin dozajına dair bir tespitte bulunulup bulunulamayacağı konusunda, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili ihtisas dairesinden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD), E. 2020/6154, K. 2020/5124, T. 07.10.2020. (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
33 “Olay tutanağı içeriğine, pasaport kayıtlarına, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; sanığın suç konusu uyuşturucu maddeyi Nijerya (lagos)’dan Türkiye'ye ithal ettiğinin sabit olduğu, uyuşturucu madde ithal etme suçunun uyuşturucu maddenin ülke sınırlarından içeri sokulması ile tamamlandığı, uyuşturucu madde ithal etme suçu neticesi harekete bitişik bir suç olup hareketleri bölümlere ayırmak mümkün bulunmadığından bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı gözetilmeden suçun niteliği yanlış belirlenerek ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan hüküm kurulması,” Yargıtay 20. Ceza Dairesi (Y20CD), E. 2018/481 K. 2018/5516 T. 27.11.2018 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 34 “Edinilen istihbarı bilgilere, telefon görüşme tutanaklarına, Kapıkule Emniyet Şube Müdürlüğüne ve Edirne Gümrük Muhafaza Baş Müdürlüğünün 01.05.2006 tarihli yazılarının içeriği ile ele geçirilen suç konusu hapların 4330 adet olmasına gör; sanığın ithal kastının bulunduğu ve Türkiye’ye giriş yapması üzerine istahl suçunun tamamlandığı gözetilmeden eylemin ithal suçuna teşebbüs olarak nitelendirilerek cezadan indirim yapılması” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD), E. 2006/13135, K. 2006/14569, T. 10.12.2006. (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 35
35 “…uyuşturucu maddenin Gümrük görevlilerine beyan aşamasından önce ya da sonra ele geçirilip geçirilmediği kesin olarak tespit edilip, beyandan önce uyuşturucu maddenin ele geçirilmiş olması halinde ithal suçuna teşebbüs olmayıp sanıklarının eyleminin tamamlanmış bulundurma veya nakletme ya da sevk etme suçunu oluşturacağının, uyuşturucu madde sanıkların gümrük görevlilerine uyuşturucu madde olmadığına ilişkin beyanından sonra ele geçirilmiş ise, ithal suçunun tamamlanmış olacağının düşünülmemesi” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD), E.2001/19792 K. 2001/23643 T. 15.11.2001 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 36 “Suça konu uyuşturucu maddenin gümrük giriş ve pasaport işlemlerinden sonra, İran’dan Türkiye’ye giriş yapıp gümrük sahası içinde gelen otobüsün gizli bölmesinde ele geçirilmiş olması karşısında, uyuşturucu madde ithal etmek suçunun tamamlandığı gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nın 35/2 maddesi uygulanrak cezadan indirim yapılması; karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD), E. 2006/13242, K. 2006/14525, T. 19.12.2006. (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 37 www.sozluk.gov.tr,(Çevrimiçi) Erişim Tarihi: 09.06.2026 38 Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Rıfat Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 23. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2025, s. 852.
39 “15/12/2015 tarihli Olay, Yakalama, Savcı Görüşme, Arama ve El Koyma Tutanağı'na göre; X1 Gökçen Havalimanı'na inen X2N1 X3 uçağının yolcuları üzerinde dış hatlar gelen yolcu kısmında yapılan çalışmalarda sanığın aşırı terlediği, sürekli sağa sola tedirgin hareketlerle bakınarak ilerlediği, sürekli etrafını kontrol ettiğinin tespiti üzerine takibe alındığı, elindeki çantayla pasaport kontuarlarından ülkemize giriş yapmak istemesine rağmen giriş tahditi olması nedeniyle ülkesine geri dönüş işlemleri yapılmak üzere giden yolcu transit salonuna alınmak üzere X-RAY noktasında yapılan üst aramasında suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği olayda; uyuşturucu madde ithal etme suçunun tamamlandığı gözetilmeden sanığın soyut beyanına itibar edilerek dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD), E. 2018/1647 K. 2018/5503 T. 4.7.2018 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 42 40 “14.06.2018 tarihli Olay, Yakalama ve Cumhuriyet Savcısı Görüşme Tutanağı içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; suç tarihinde TK-1940 sefer sayılı Brüksel uçağından inen ve dış hatlar geliş katı pasaport kontuarından pasaport işlemlerini yaptırarak Türkiye’ye giriş yapan ve midesinde kokain olduğu tespit edilen sanığın eyleminin “uyuşturucu madde ithal etme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, transit yolcu olduğundan bahisle eylemin vasfında yanılgıya düşülerek “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan hüküm kurulması” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD), E. 2010/979 K. 2021/833 T. 21.01.2021 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
41 “Tüketen-tüketilen norm ilişkisi kuralı gereğince uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal eden kişinin, arada hukuken geçerli bir kesinti olmaması koşuluyla, ithal ettiği bu maddeleri satmak için bulundurmasının ya da satmasının, ithal dışında ayrı bir suç oluşturmayacağı, ithalle ilgili fiilin, bulundurma ve satma fiilerini içine alıp tüketeceğini; sanığın; olay tarihinden bir gün önce İran’dan İstanbul’a geldiği, yakalandığında midesinden 8 paketçik halinde eroin bulunduğunun tespit edildiği, bu şekilde “uyuşturucu madde ithal etme” suçunu işlediği, sanığın bu eroinin bir kısmını sattığı anlaşılmış ise de, ithal ve satma arasında hukuken geçerli bir kesinti olmadığı için, ayrıca uyuşturucu madde satma suçunun oluşmadığı; sanığın fiilinin bütünüyle “uyuşturucu madde ithal etme” suçunu oluşturduğu ve sadece bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında her iki suçtan mahkumiyet hükmü kurulması” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD), E. 2011/26379, K. 2012/8893, T. 07.05.2012. (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 42 www.sozluk.gov.tr, Erişim Tarihi: 09.06.2026
43 Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, Türk Ceza Kanunu Yorumu: Ceza Genel Kurul ve Özel Daire Kararları , C. 2, 3. Baskı, Ankara, Adalet Yayınevi, 2010, s. 1407.
44 1961 TEK SÖZLEŞMESİ, m. 1, (Çevrimiçi).
45 Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları , 5. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2022, s. 74. 48 49 46 Mahmut Koca, İlhan Üzülmez , Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler , 18. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2025, s. 33.
47 26.09.2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Resmî Gazete , 12.10.2004, Sayı: 25611, m. 188, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5, (Erişim Tarihi: 15.06.2026).
48 TCK, m. 188. 49 “Suç tarihinde Türkiye'den aracıyla KKTC'ye giden sanığın ... Turizm Limanı'nda işlemleri yapıldığı sırada narkotik polis köpeğinin şüphelenmesi sonucu aracın yedek lastiğinin içine gizlenmiş halde 534,95 gram hint keneviri bitkisi parçalarının ele geçirildiği ve Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.01.2007 tarih 3771/2006 sayılı kararının gerekçesi ve kısa kararına göre mahkemede müdafii eşliğinde savunma yapan sanığın suçu ikrar ettiğinin tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin bir bütün halinde uyuşturucu madde ihraç etme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mahkemece sanığın müdafii hazır bulunmadan KKTC kolluk makamlarınca alınan 17.03.2006 tarihli ifadesinin CMK'nın 148/4. maddesi uyarınca hükme esas alınmayacağı gerekçesiyle ve CMK'nın 230/1.b maddesine aykırılık oluşturacak şekilde sanığın 17.03.2006 tarihli KKTC kolluk makamlarınca alınan aynı ifadesinde söylediği "uyuşturucu kullandığına" ilişkin beyanı hükme esas alınmak suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi,” Yargıtay 20. Ceza Dairesi (Y20CD), E. 2017/3422, K. 2017/6882, T. 07.12.2017. (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 50
50 “Esrar satışı ve ticareti yaptığı belirlenemeyen sanığın, suç konusu esrarı kendi ihtiyacında kullanmak üzere çalıştığı yere götürdüğünü kabulde zorunluluk bulunmaktadır. Esasen sanık, esrar kullandığını ve bu amaçla arabasına koyduğunu kabul etseydi, yukarıda açıklanan Ceza Genel Kurulu Kararı ışığında kendisine uygulanacak yasa hükmü, TCK. nun 404/2. maddesiydi. Sanık tüm cezalardan kurtulmak amacıyla "suç konusu esrarı arabasına başkaları tarafından konulmuş olabileceğini, kendisinin esrar kullanmadığını" ileri sürdü diye, sanığın TCK. 403/1 2. maddesiyle cezalandırılmasına karar vermek, sanığın asıl eylemini değil, ikrarda bulunmamasını cezalandırmak anlamında bir uygulamaya yol açacağından kabul edilemez.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), E. 1982/271, K. 1982/315, T. 28.06.1982. (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
51 Şener Güngör, Ali Kınacı, Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle İlgili Suçlar , Ankara, Yetkin Yayınları, 2001, s. 192.
52 “4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinde “gümrük idaresi veya idareleri” deyiminin, gümrük mevzuatında belirtilen işlemlerin kısmen veya tamamen yerine getirildiği merkez veya taşra teşkilatındaki hiyerarşik yönetim birimlerinin tamamını; "gümrük beyanı” deyiminin, belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde eşyanın bir gümrük rejimine tabi tutulması talebinde bulunulmasını ifade ettiği; 59. maddesinde, gümrük beyanının yazılı olarak, bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla, sözlü olarak veya eşya sahibinin bu eşyayı bir gümrük rejimine tabi tutma isteğini ifade ettiği herhangi bir tasarruf yoluyla yapılabileceği belirtilmiştir. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 6. maddesinde ise; yolcuların, beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşıma araçlarında çıkan eşyanın ticarî mahiyette veya ithali veya ihracının yasak olması halinde 3'üncü madde hükümlerinin (ithal veya ihraç suçuna ilişkin hükümlerin) uygulanacağı öngörülmüştür. Bu hükümlere göre; uyuşturucu ve uyarıcı madde ihraç etme suçunun icra hareketleri "gümrük beyanı" ile başlar. Beyandan sonra ve Türkiye sınırından çıkarılmadan ele geçirilmesi durumunda suç teşebbüs aşamasında kalır. Bu durumda tek olan fiil biri "teşebbüs aşamasında kalan uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etme" ve diğeri "tamamlanmış olan uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma ve nakletme" olmak üzere iki ayrı suçu oluşturacağından, TCK'nın 44. maddesinde öngörülen fikri içtima kuralı gereğince daha ağır sonuç doğuran suçtan hüküm kurulması gerekir. Suç konusu maddenin Türkiye sınırından çıkarılması ile ihraç etme suçu tamamlanır. Beyan aşamasından önceki davranışlar ise ihraç suçunun hazırlık hareketleri niteliğindedir ve bu durumda sadece "tamamlanmış olan uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma ve nakletme" suçu oluşur. Somut olayda, sanıkla birlikte toplam on yolcusu olan otobüsün yurt dışına çıkmak için .... Kapısı'ndan giriş yaparak pasaport kontrolü için perona geldiği, pasaport kontrolü sırasında .... numaralı koltukta oturan ve şüpheli hareketlerde bulunan sanığın aynı yerdeki KOM Şube Müdürlüğü'ne götürüldüğü ve 54 5556 Cumhuriyet savcısından yazılı arama kararı alınarak yapılan arama sonucu ayakkabısına gizlenmiş durumdaki suç konusu 404 gram eroinin ele geçirildiği anlaşılmıştır. Bu durumlar dikkate alınarak; 1- Suç konusu eroinin, gümrük beyanı aşamasından önce mi sonra mı ele geçirildiğinin kesin olarak saptanması, 2- Beyan aşamasından sonra ele geçirilmiş ise, "teşebbüs aşamasında kalan ihraç etme" ve "tamamlanmış olan bulundurma ve nakletme" suçlarından verilecek cezalar ayrı ayrı belirlendikten sonra, “daha ağır sonuç doğuran suçtan"; beyan aşamasından önce ele geçirilmiş ise, "tamamlanmış olan bulundurma ve nakletme” suçundan hüküm kurulması, Gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile karar verilmesi,” Yargıtay 10. Ceza Dairesi (Y10CD)., E. 2014/9960 K. 2015/15126 T. 19.2.2015 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 53 27.10.1999 tarih ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu, Resmî Gazete , 04.11.1999, Sayı: 23866, m. 3, (Çevrimiçi)https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4458&MevzuatTur=1&MevzuatTertip= 5, (Erişim Tarihi: 15.06.2026).
54 “Sanığın yurt dışına gönderilmek üzere kargoya verdiği net 894 gram ayfon sakızının ... Dışı .... Kargo bölümünde bulunan gönderiler üzerinde uyuşturucu madde arama köpekleri ile yapılan kontroller sırasında bulunduğunun anlaşılması karşısında henüz gümrük işlemlerine başlanılmamış olması nedeni ile uyuşturucu madde ihracına teşebbüs suçunun oluşturmayacağı suçun uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturacağı, TCK’nın 50/1-a maddesinin kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini düzenlemesi ve sanığa verilen gün para cezası adli para cezasına çevrilirken TCK’nın 52. maddesinin hükümde gösterilmiş olması nedeniyle, tebliğnamedeki (1) ve (2) numaralı, bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.” Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2016/2867 K. 2017/3818 T. 13.6.2017 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 55 “Sanığın, Kazakistan'a gitmek üzere Atatürk Havalimanı'na geldiği, gümrük beyanından önce dış hatlar gidiş katında güvenlik kontrolünden geçtiği sırada durumundan şüphelenilmesi üzerine yakalandığı ve yapılan kontroller sonucunda çoraplarının içerisine saklanmış JWH-210 maddesinin ele geçirildiği anlaşılmakla; uyuşturucu madde ihraç etme suçunun icra hareketinin başlamadığı ve henüz gümrük sahasına girmemesi nedeniyle bu suça teşebbüsün söz konusu olmadığı, sanığın eyleminin tamamlanmış uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında uyuşturucu madde ihraç etmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması,” Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2015/13428 K. 2019/309 T. 15.01.2019 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
56 “Suç konusu uyuşturucu maddenin gümrük memuruna beyan aşamasından önce ve gümrük alanı dışındaki TIR parkında ele geçirilmesi nedeniyle ihraç suçuna teşebbüsün söz konusu olmadığı anlaşıldığından, sanıklar hakkında tamamlanmış “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan hüküm kurulması sonuç olarak doğru kabul edilmiştir.” Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2013/22446 K. 2014/483 T.21.02.2014 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 58 59
57 “Olay tutanağı içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre; suç konusu uyuşturucu maddenin gümrük memurlarınca yapılan kontrol sırasında ele geçirilmiş olması nedeniyle, sanığın eyleminin ihraca teşebbüs aşamasında kalmış olduğu, bu durumda sanığın biri ihraca teşebbüs diğeri tamamlanmış nakletme olarak iki ayrı suç işlemiş olacağı dikkate alınarak; ihraca teşebbüs suçundan uygulama yapılarak belirlenen sonuç ile tamamlanmış nakletme suçundan uygulama yapılarak belirlenecek sonucun karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, belirtilen nitelikte somutlaştırma ve karşılaştırma yapılmadan yazılı biçimde karar verilmesi,” Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/45686 K.2011/2557 T. 22.02.2011 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
58 “Sanığın suça konu uyuşturucu madde ile Atatürk Havalimanı gidiş katı kontrol noktasında yakalanmış olması ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşturucu madde ihracına teşebbüs aşamasında kalmış olduğu değerlendirildiğinde; biri ihraca teşebbüs diğeri nakletme olmak üzere iki ayrı suç işlemiş olacağından TCK’nın 44. Maddesi gereğince, tamamlanmış nakletme suçundan uygulama yapıp belirlenecek sonuç ile ihraca teşebbüs suçundan yapılan uygulama ile belirlenen sonucun karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak hüküm kurulması gerekirken belirtilen nitelikte somutlaştırma ve karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,” Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/9695K. 2010/2910 T. 10.02.2010 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
59 “Oluşa ve dosya içeriğine göre; suça konu uyuşturucu maddeyi kargo ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gönderdiği anlaşılan sanığın eyleminin, TCK’nın 188/1. maddesinde yazılı uyuşturucu madde ihraç etmek suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,” Yargıtay 20. Ceza Dairesi E. 2015/11241 K. 2018/2473 T. 28.5.2018 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026) 60 “17.06.1996 tarihinde İtalya'ya ihraç edildiği ileri sürülen eroinden dolayı dava açıldığı, bu davaya esas olan 18.06.1997 tarihli iddianamede 28.08.1996 tarihinde İstanbul'da ele geçirilen eroinden dolayı K1 hakkında İstanbul 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne açılan davanın desdest olduğunun belirtilmesi nedeniyle bu olayla ilgili olarak mükerrer bir dava açılmadığı; sanığın 28.08.1996 tarihli olay nedeniyle İstanbul 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce 22.10.1997 tarihinde 1998/260 esas ve 1998/234 karar sayı ile 765 sayılı TCK'nın 403/5-6-7 ve 59. maddeleri gereğince verilen mahkûmiyet 62 hükmünün Dairemizce 07/10/1998 tarihinde onanarak kesinleştiği; 17.06.1996 tarihli olayla ilgili olarak İtalya'ya ihraç edildiği ileri sürülen uyuşturucu maddenin ele geçmediği ve İtalya'da bu olayla ilgili olarak herhangi bir yargılama yapılmadığı, bu nedenle sözü edilen ve ele geçmeyen maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunun, buna bağlı olarak sanığın İtalya'ya uyuşturucu madde ihraç etme suçunu işlediğinin kabulüne olarak bulunmadığı gözetilmeden, sanığın berati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,” Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/10604 K. 2009/19490 T. 17.12.2009 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
61 Güngör ve Kınacı, Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle İlgili Suçlar , s. 196.
62 “Temyiz konusu davanın sanıkları Türkiye’de işledikleri iddia olunan uyuşturucu madde ihraç etmek, İngiliz mahkemesi tarafından yargılama sonucunda… hakkında verilen beraat hükmünün ise aynı uyuşturucu madde olmakla birlikte bu ülkede işlenen uyuşturucu madde ithal etmek bulundurmak eylemine dayanması nedeniyle aynı fiilden dolayı iki kez yargılamadan söz edilemeyeceğine…” Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2004/4881 K. 2004/2451 T. 04.04.2004 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
63 “TCK’nın 188/2. Maddesi uyarınca, sanık hakkında yurt dışında yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmının mahsubuna karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde TCK’nın 16. Maddesi uyarınca mahsubuna karar verilmesi,” Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/8679 K. 2016/749 T. 15.02.2016 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
64 “Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında; Dosya kapsamına göre, hükümlünün Türkiye’den, Almanya’ya eroin ithal etmek suçundan Almanya Kleve Bölge Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin 27/01/1999 tarihli ve 29/98 sayılı kararı ile 9 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu cezasının 1916 günlük kısmını bu ülkede infaz ettiği, sanığın bu eyleminin aynı zamanda Türkiye’den Almanya’ya uyuşturucu, madde ihraç etme suçu kapsamında kalması nedeniyle İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yurt dışında infaz ettiği sürenin mahsubuna karar verildiği, infaz aşamasında, mahsup işleminin sonuç cezadan mı, yoksa koşullu salıverilme süresinden mi mahsup edileceği yönünde oluşan tereddüt üzerine mahkemesinden bir karar verilmesinin talep edildiği, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce de mahsubun sonuç cezadan yapılmasına karar verildiği, bu karara yönelik itirazın da mercii tarafından reddedildiği anlaşılmakta ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/2. maddesinde yer alan, “Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 63/1. maddesindeki, “Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir.” hükmü birlikte değerlendirildiğinde, yurt dışında infaz edilen sürenin halen infazı devam etmekte olan cezanın fiilen ceza infaz kurumunda geçirilecek olan kısmından, yani muhtemel koşullu salıverilme tarihinden mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.01.2014 tarihli kararının bozulması istenmiştir. Kanun yararına bozma isteği yerinde görüldüğünden; İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.01.2014 tarihli ve 2014/69 değişik sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA;” Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2014/3699 K. 2014/3710 T. 12.5.2014 (Çevrimiçi) h ttps://www.lexpera.com.tr, (E. T.: 21.05.2026)
KÜHEYLAN HUKUK