Bu rehber, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun güncel hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır.
Özet Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde takibi yürüten icra dairesine başvurarak borca, faize, imzaya veya icra dairesinin yetkisine itiraz edebilir. Süresinde yapılan ve usulüne uygun bir itiraz, herhangi bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın takibi kendiliğinden durdurur. Ancak itirazın şekil şartlarına uyulmaması ya da sürenin kaçırılması, borçlu açısından haciz aşamasına doğrudan geçiş anlamına gelebileceğinden, dilekçenin doğru hazırlanması ve süreye titizlikle riayet edilmesi belirleyici önem taşır.
1. İlamsız İcra Takibi Nedir? İlamsız icra takibi, alacaklının elinde bir mahkeme kararı veya ilam niteliğinde bir belge bulunmaksızın, yalnızca alacak iddiasına dayanarak icra dairesi kanalıyla başlattığı takip türüdür. Uygulamada en sık karşılaşılan biçimi, para veya teminat alacaklarının tahsili amacıyla başvurulan genel haciz yoluyla takiptir. Alacaklı, faturaya, cari hesap ekstresine, sözleşmeye veya salt sözlü bir ilişkiye dayanarak dahi bu yola başvurabilir; icra müdürlüğü, talebin maddi doğruluğunu araştırma yetkisine sahip değildir. İlamlı takipten farkı tam olarak bu noktada ortaya çıkar. İlamlı takipte alacağın varlığı bir yargı kararıyla önceden sabitlenmiş olduğundan borçlunun itiraz hakkı bulunmaz; buna karşılık ilamsız takipte hiçbir yargısal denetim yapılmadığından, kanun koyucu borçluya ödeme emrine karşı koyabileceği güçlü bir itiraz mekanizması tanımıştır. Bu denge, ilamsız icra takibinin hem alacaklı için hızlı hem de borçlu için adil işleyebilmesinin temel güvencesidir.
2. Ödeme Emri ve 7 Günlük İtiraz Süresinin Hesaplanması Alacaklının icra dairesine sunduğu takip talebi üzerine, borçluya bir ödeme emri gönderilir. Bu belgede talep edilen borç miktarı, varsa dayanağı ve borçlunun yedi gün içinde borca, faize, imzaya veya yetkiye itiraz edebileceği açıkça belirtilir. Tebligatın Tebligat Kanunu'na uygun şekilde yapılmış olması, sürenin başlayabilmesi bakımından belirleyicidir; usulsüz bir tebligat, süreyi kendiliğinden işletmez. Yedi günlük süre, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar ve hesaplamaya hafta sonları ile resmi tatiller de dahil edilir. Sürenin son günü tatile denk gelirse, itiraz hakkı tatili izleyen ilk iş gününün mesai bitimine kadar kendiliğinden uzar. Elektronik tebligat alan borçlular için ise farklı bir mekanizma işler: UETS üzerinden gönderilen bir ödeme emri, sisteme ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır ve yedi günlük itiraz süresi ancak bu beş günlük bekleme süresinin dolmasından sonra başlar. Ödeme emrinin borçluya ulaşmadığı veya usule aykırı biçimde (örneğin muhtara bırakma işleminin gerekli şerhler düşülmeden yapılması gibi) tebliğ edildiği durumlarda "usulsüz tebligat" söz konusu olur. Böyle bir durumda borçlu, tebligatı öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde hem icra mahkemesine şikâyette bulunarak tebliğ tarihinin düzeltilmesini talep etmeli hem de aynı süre içinde icra dairesine ayrıca itiraz dilekçesini sunmalıdır; yalnızca şikâyet yoluna başvurmak, icra dairesindeki itiraz süresini durdurmaz.
3. İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gereken Şartlar İtiraz, ödeme emrini gönderen icra dairesine yazılı bir dilekçe ile yapılabileceği gibi, kimlik tespiti yapılarak tutanağa geçirilmek kaydıyla sözlü olarak da beyan edilebilir. Uygulamada ispat gücü ve hukuki gerekçelerin net biçimde ortaya konması bakımından yazılı dilekçe her zaman tercih edilmelidir. Dilekçede takip dosya numarası, tarafların kimlik bilgileri ve itirazın hangi kalemlere yöneldiği açıkça belirtilmeli; borçlunun elinde ödeme dekontu, ibraname veya benzeri destekleyici bir belge varsa dilekçeye eklenmelidir. Borçlu, aynı icra dairesinin bulunduğu şehirde ikamet etmiyorsa "muhabere yoluyla itiraz" imkânından faydalanabilir. Bu yöntemde borçlu, bulunduğu yerdeki nöbetçi icra dairesine giderek asıl takibin yürütüldüğü icra dairesine iletilmek üzere itiraz dilekçesini teslim eder; itirazın süresinde yapılıp yapılmadığı değerlendirilirken, dilekçenin asıl icra dairesine ulaştığı tarih değil, muhabere işleminin yapıldığı tarih esas alınır. Böylece borçlu, farklı bir şehirde bulunsa dahi yedi günlük sürenin son gününde dahi hakkını koruyabilir. Elektronik imza veya mobil imza sahibi olan borçlular, UYAP Vatandaş Portalı üzerinden UDF formatında hazırlanmış bir itiraz dilekçesini doğrudan ilgili icra dosyasına gönderebilir. Bu yöntem, özellikle sürenin son saatlerinde zaman kaybını önlemesi bakımından pratik bir alternatif sunar ve gönderim anında sisteme düşen zaman damgası, itirazın süresinde yapıldığının teknik kanıtını oluşturur.
4. İtirazın Kapsamı: Borca, Kısmi Borca, Faize, İmzaya ve Yetkiye İtiraz İtiraz dilekçesinde asıl belirleyici unsur, itirazın hangi kalemleri kapsadığının açık biçimde belirtilmesidir; zira dilekçede yer almayan bir itiraz sebebi, kural olarak ileride açılacak itirazın kaldırılması davasında sonradan ileri sürülemez.
4.1. Borca İtiraz Borca itiraz, en sık başvurulan itiraz türüdür. Borçlu, alacağın hiç doğmadığını, daha önce ödendiğini, vadesinin gelmediğini, zamanaşımına uğradığını veya takas edildiğini ileri sürebilir. Kanun bu itiraz için ağır bir şekil şartı öngörmez; "borcum yoktur" veya "ödeme emrine itiraz ediyorum" şeklindeki kısa ve net bir beyan dahi yeterli kabul edilir. İcra müdürünün itirazın haklılığını inceleme yetkisi bulunmadığından, usulüne uygun ve süresinde yapılan bir borca itiraz beyanı takibi kendiliğinden durdurur.
4.2. Kısmi İtiraz Borçlu, alacağın tamamını değil yalnızca bir bölümünü reddediyorsa kısmi itiraz yoluna başvurabilir. Ancak burada kanun, borca itirazdan farklı olarak katı bir belirlilik şartı getirmiştir: itiraz edilen tutar rakamsal olarak açıkça gösterilmelidir. "Borcun bir kısmına itiraz ediyorum" gibi miktarı belirsiz bırakan ifadeler geçersiz sayılır ve bu durumda itiraz hiç yapılmamış kabul edilerek takibin tamamı kesinleşir. Miktar doğru belirtildiğinde ise yalnızca itiraz edilen kısım için takip durur; kabul edilen kısım bakımından takip kesinleşerek devam eder.
4.3. Faize İtiraz Alacaklının talep ettiği faiz oranı, işlemiş faiz tutarı veya faizin başlangıç tarihi hatalı ya da yasal sınırları aşan nitelikteyse, borçlu bu hususu ayrıca ve açıkça belirterek itiraz etmelidir. Yargı uygulamasında yalnızca "borca itiraz ediyorum" ifadesinin faiz kalemini de kapsayacak şekilde geniş yorumlanma eğilimi bulunsa da, hukuki güvenliğin tam sağlanması için dilekçede "asıl alacağa, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm fer'ilerine itiraz ediyorum" ibaresinin ayrıca kullanılması önerilir.
4.4. İmzaya İtiraz Takip, kambiyo senedi niteliği taşımayan adi bir senede (sözleşme, taahhütname, borç senedi vb.) dayanıyorsa ve borçlu bu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını düşünüyorsa, bunu itiraz dilekçesinde "ayrıca ve açıkça" beyan etmesi zorunludur. Bu beyan yapılmadan yalnızca borca itiraz edilmesi halinde, senet altındaki imza kanunen ikrar edilmiş sayılır ve borçlu ileride bu savunmayı bir daha ileri süremez. İmzaya itiraz, alacaklı tarafından itirazın kaldırılması davası açıldığında bilirkişi incelemesine konu olur; itirazın haksız çıkması halinde borçlu alacağın en az yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatına ve ayrıca yüzde on oranında para cezasına mahkûm edilebilir. İmzanın gerçekten sahte olduğu anlaşılırsa bu kez aynı oranlarda kötüniyet tazminatı ve para cezası alacaklıya yüklenir.
4.5. Yetkiye İtiraz Genel haciz yoluyla takiplerde kural olarak yetkili icra dairesi, borçlunun takip tarihindeki yerleşim yeri icra dairesidir; sözleşmede özel bir ifa yeri kararlaştırılmışsa bu yer de yetkili sayılabilir. Alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip başlatması halinde borçlu, yedi günlük süre içinde yetki itirazında bulunabilir. Ancak bu itirazın geçerli olması için borçlunun kendisine göre yetkili icra dairesini de açıkça göstermesi gerekir; aksi hâlde yetki itirazı yapılmamış sayılır. Borçlu, yetki itirazını borca veya imzaya ilişkin itirazlarla birlikte aynı dilekçede ileri sürebilir; bu durumda mahkeme öncelikle yetki meselesini çözer, ardından esasa ilişkin itirazları inceler.
5. İtirazın Hukuki Sonuçları: Takibin Durması Süresinde ve usulüne uygun yapılan bir itiraz, herhangi bir hâkim onayına gerek kalmaksızın takibi derhal ve kendiliğinden durdurur. İcra dairesi bu aşamadan sonra borçluya maaş haczi müzekkeresi gönderemez, banka hesaplarına elektronik haciz bloke edemez, taşınır veya taşınmaz mallar üzerine haciz şerhi işleyemez. Dosya, "itiraz nedeniyle durmuş" statüsüne geçer ve alacaklının haciz aşamasına geçebilmesi için itirazı hukuken bertaraf ettirmesi gerekir. Takibin durması, borçlunun otomatik olarak haklı bulunduğu anlamına gelmez; yalnızca uyuşmazlığın icra dairesinin dar yetkili ve şekli alanından çıkarak yargısal denetime taşınması gerektiğini gösterir. Bu noktadan itibaren inisiyatif alacaklıya geçer.
6. Alacaklının Karşı Hamlesi: İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Davaları İtiraz üzerine duran takibi yeniden harekete geçirmek isteyen alacaklı, elindeki delillerin niteliğine göre iki farklı yoldan birine başvurabilir. İtirazın İptali Davası (İİK m.67): Alacaklının elinde İİK m.68'de sayılan nitelikte kesin bir delil bulunmuyorsa (örneğin yalnızca fatura, cari hesap ekstresi veya açıklamasız banka dekontu varsa), genel mahkemelerde itirazın iptali davası açılması gerekir. Bu dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır; aksi hâlde mevcut takip dosyası üzerinden işlem yapılamaz hâle gelir. Mahkeme, tanık dinleme ve bilirkişi incelemesi dahil geniş kapsamlı bir yargılama yürütür. Borçlunun itirazı haksız bulunursa, alacak miktarının en az yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilir; alacaklının kötü niyetli olduğu anlaşılırsa bu kez aynı oranda kötüniyet tazminatı alacaklıya yüklenir. İtirazın Kaldırılması Davası (İİK m.68): Alacaklının elinde borçlunun imzasını taşıyan bir borç ikrarı, noterce onaylı resmi senet veya resmi makamların usulüne uygun düzenlediği bir belge gibi kesin nitelikte bir delil varsa, çok daha hızlı işleyen icra mahkemesi yoluna başvurulabilir. Bu yola itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde başvurulmalıdır. İcra mahkemesi burada geniş bir yargılama yapmaz; yalnızca sunulan belgenin kanunda sayılan nitelikte olup olmadığını denetler. Bu davada da haklı çıkan tarafın talebi üzerine en az yüzde yirmi oranında tazminata hükmedilebilir.
Kriter İtirazın İptali Davası (m.67) İtirazın Kaldırılması Davası (m.68) Görevli Merci Genel mahkemeler (Asliye Hukuk/Ticaret vb.) İcra mahkemesi Başvuru Süresi İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay Yargılama Usulü Geniş kapsamlı (tanık, bilirkişi) Dar ve şekli, belge üzerinden Aranan Delil Her türlü delil kabul edilir Yalnızca İİK m.68'de sayılan kesin belgeler Tazminat Riski Asgari %20 inkâr/kötüniyet tazminatı Asgari %20 inkâr/kötüniyet tazminatı 7. Süre Kaçırılırsa Ne Olur? Gecikmiş İtiraz ve Diğer Yollar Yedi günlük sürenin kaçırılması, ödeme emrinin itirazsız kesinleşmesi ve alacaklının doğrudan haciz aşamasına geçebilmesi anlamına gelir. Ancak bu, borçlunun tüm hukuki imkânlarının sona erdiği anlamına gelmez. Gecikmiş İtiraz (İİK m.65): Borçlu, kendi kusuru dışında gelişen bir engel (ağır hastalık, kaza, mücbir sebep, öngörülemeyen bir yurt dışı zorunluluğu gibi) nedeniyle süreyi kaçırmışsa, mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde icra mahkemesine başvurarak gecikmiş itirazda bulunabilir. Bu yol, olağan itirazdan farklı olarak icra dairesine değil doğrudan icra mahkemesine yapılır ve takibi kendiliğinden durdurmaz; mahkemenin ayrıca bir tedbir kararı vermesi gerekir. Gecikmiş itiraz, haczedilen malların satışına kadar ileri sürülebilir; satış gerçekleştikten sonra bu yol kapanır. Menfi Tespit Davası (İİK m.72): Borçlu, borçlu olmadığını genel mahkemede açacağı bu dava ile ispat etmeye çalışabilir. Dava, takibi kendiliğinden durdurmaz; ancak borçlu, alacak miktarının en az yüzde on beşi oranında bir teminat yatırarak mahkemeden takibin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını talep edebilir. İstirdat Davası: Borçlu, itiraz süresini kaçırmış ve haciz yoluyla parayı fiilen ödemek zorunda kalmışsa, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde istirdat davası açarak haksız yere tahsil edilen tutarın iadesini talep edebilir.
Somut Uygulama Senaryosu OLAY ÖZET FORMU Küçük ölçekli bir tekstil atölyesi işleten borçlu, tedarikçisiyle aralarındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklandığı iddia edilen bir alacak nedeniyle hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, işyeri adresine tebliğ edilen ödeme emri ile öğrenmiştir. Borçlu, faturaların bir kısmının zaten ödendiğini, kalan tutarın ise tedarikçinin tek taraflı olarak fazla yazdığı bir bakiyeden ibaret olduğunu düşünmektedir.
BAŞVURU VE HUKUKİ SÜREÇ Ödeme emrinin tebliğinden itibaren dördüncü günde başvurulan Küheylan Hukuk Bürosu, öncelikle cari hesap kayıtlarını ve ödeme dekontlarını inceleyerek itiraz edilecek tutarı rakamsal olarak netleştirmiş; yedi günlük süre dolmadan icra dairesine hem kısmi borca hem de talep edilen faiz oranına yönelik ayrıntılı bir itiraz dilekçesi sunulmuştur. Dilekçeye, ödemeyi gösteren banka dekontları ile taraflar arasındaki yazışmalar delil olarak eklenmiştir.
SONUÇ İtiraz üzerine takip kısmi olarak durmuş, alacaklı itiraz edilmeyen tutar üzerinden takibe devam etme hakkını kullanmıştır. Alacaklının açtığı itirazın iptali davasında sunulan dekontlar ve yazışmalar sayesinde itirazın haklı olduğu tespit edilmiş, dava reddedilerek borçlu icra inkâr tazminatı riskinden korunmuştur.
8. Sıkça Sorulan Sorular Ödeme emrine "borcum yoktur" demem yeterli mi, ayrı bir gerekçe göstermem gerekir mi? Borca itiraz için kanun ağır bir gerekçe zorunluluğu aramaz; "borcum yoktur" veya "ödeme emrine itiraz ediyorum" şeklindeki kısa bir beyan geçerlidir. Ancak gerekçe belirtilmişse, ileride açılacak itirazın kaldırılması davasında bu gerekçenin dışına çıkılamayacağı unutulmamalıdır.
İtiraz ettikten sonra icra dairesine mal beyanında bulunmam gerekir mi? Süresinde ve usulüne uygun yapılan itiraz takibi durdurduğu için, takip henüz kesinleşmemiş sayılır ve mal beyanında bulunma yükümlülüğü doğmaz. Bu yükümlülük ancak alacaklının itirazın iptali veya kaldırılması davasını kazanması ve takibin yeniden kesinleşmesiyle birlikte gündeme gelir. Yanlış icra dairesinde takip başlatıldığını düşünüyorum, sadece yetkiye mi itiraz etmeliyim? Yetki itirazı tek başına yapılabileceği gibi borca veya imzaya ilişkin itirazlarla birlikte de ileri sürülebilir. Yalnızca yetkiye itiraz edilirse ve bu itiraz kabul görürse, dosya yetkili icra dairesine gönderilir ve borçluya yeni bir ödeme emri tebliğ edilir; ancak bu yeni ödeme emrine karşı ikinci kez yetki itirazında bulunulamaz.
Şehir dışındayım, itiraz süresini kaçırmamak için ne yapabilirim? Bulunduğunuz yerdeki nöbetçi icra dairesine giderek "muhabere yoluyla itiraz" imkânından yararlanabilir, ya da e-imza veya mobil imzanız varsa UYAP Vatandaş Portalı üzerinden dilekçenizi elektronik olarak gönderebilirsiniz. Her iki yöntemde de işlemin yapıldığı tarih, itirazın süresinde sayılması bakımından esas alınır.
Dikkat: Süreçte Sık Yapılan Hatalar Kısmi itirazda tutarı belirtmemek: "Borcun bir kısmına itiraz ediyorum" gibi belirsiz ifadeler kanunen geçersiz sayılır ve itiraz edilen tutarın rakamla açıkça gösterilmemesi hâlinde takibin tamamı kesinleşir. İmzaya itirazı açıkça beyan etmemek: Yalnızca borca itiraz edilip imza ayrıca reddedilmezse, senet altındaki imza ikrar edilmiş sayılır ve bu savunma bir daha kullanılamaz. Yetki itirazında yetkili icra dairesini göstermemek: Hangi icra dairesinin yetkili olduğu belirtilmeden yapılan yetki itirazı hiç yapılmamış kabul edilir. Sürenin son gününü beklemek: Tebligatın usulsüz olduğu iddiası veya teknik bir aksaklık ihtimali göz önüne alındığında, itirazın son güne bırakılmadan hazırlanması önerilir.
Sonuç İlamsız icra takibine karşı yedi günlük süre içinde yapılacak itiraz, borçlunun malvarlığını korumasında geri dönüşü olmayan bir eşiktir. İtirazın kapsamının doğru belirlenmesi, kısmi itirazda tutarın net gösterilmesi, imzaya itirazın ayrıca beyan edilmesi ve yetki itirazında yetkili icra dairesinin gösterilmesi gibi şekil şartlarındaki en küçük bir eksiklik dahi telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir. Küheylan Hukuk Bürosu, icra ve iflas hukuku alanındaki güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına hâkimiyetiyle, ödeme emrine itiraz sürecinin her aşamasında -dilekçenin hazırlanmasından itirazın iptali veya kaldırılması davalarındaki savunmaya kadar- müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sunmaktadır.
Av. Mert Deniz Küheylan Önemli Yasal Uyarı: Bu rehberde yer alan hukuki açıklamalar Küheylan Hukuk Bürosu tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebileceğinden, süreç başlangıcından itibaren bir icra hukuku avukatından destek alınması tavsiye olunur. Küheylan Hukuk Bürosu — © 2026 Tüm Hakları Saklıdır.
KÜHEYLAN HUKUK