İhtiyati Haciz Kararı Rehberi

İcra ve İflas Hukuku

İhtiyati Haciz Kararı Nedir? Hangi Durumlarda ve Nasıl Alınır?

İİK m.257-268 Kapsamında İhtiyati Haciz Şartları, Başvuru Usulü ve İtiraz Yolları

Bu rehber, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun güncel hükümleri ve Yargıtay içtihatları esas alınarak hazırlanmıştır.

Özet İhtiyati haciz, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para alacağının, borçlunun mallarını kaçırma veya elden çıkarma ihtimaline karşı mahkeme kararıyla geçici olarak güvence altına alınmasıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca alacaklı, alacağını yaklaşık olarak ispat edip mahkemenin belirlediği teminatı yatırarak bu tedbiri elde edebilir. Karar, verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde icraya konulmalı ve haczin uygulanmasından itibaren 7 gün içinde asıl takip başlatılmalı veya dava açılmalıdır; aksi hâlde tedbir kendiliğinden hükümsüz kalır. Borçlu ve menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler ise karara karşı 7 gün içinde itiraz edebilir veya teminat göstererek haczin kaldırılmasını talep edebilir.

1. İhtiyati Haciz Nedir? İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddeleri arasında düzenlenen, para veya para ile ifade edilebilen alacakların güvence altına alınmasına yönelik geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Kanunun 257. maddesinin birinci fıkrası açıktır: rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun kendi elinde veya üçüncü kişide bulunan taşınır, taşınmaz malları ile alacak ve haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Bu kurumun önemi, henüz bir icra takibi kesinleşmeden veya dava sonuçlanmadan önce, borçlunun malvarlığını alacaklının erişiminden kaçırmasının önüne geçmesinde yatar. İhtiyati haciz bir dava değildir; mahkemece dosya üzerinden, çoğu zaman borçlu dinlenmeden karara bağlanan basit bir yargılama usulüne tabidir. Kararın verilmesi mahkemenin yetkisinde olsa da, fiilen uygulanması yalnızca icra dairesi aracılığıyla mümkündür. Kararın etkisi geçicidir: alacaklının belirli süreler içinde asıl takibi başlatması veya dava açması gerekir; aksi hâlde tedbir kendiliğinden ortadan kalkar.

2. İhtiyati Haciz ile İhtiyati Tedbir Arasındaki Farklar Uygulamada sıkça birbirine karıştırılan bu iki geçici hukuki koruma müessesesi, amaç, kapsam ve uygulama usulü bakımından belirgin biçimde ayrışır. İhtiyati haciz yalnızca para alacakları için öngörülmüşken, ihtiyati tedbir para dışındaki her türlü hak ve eşyanın korunmasına hizmet eder; ihtiyati haciz borçlunun herhangi bir malvarlığı değeri üzerinde uygulanabilirken, ihtiyati tedbir yalnızca dava konusu edilen hak veya eşya üzerinde tesis edilebilir.

Kriter İhtiyati Haciz İhtiyati Tedbir Yasal Dayanak İİK m.257-268 HMK m.389-397 Konusu Yalnızca para alacakları Para dışındaki her türlü hak ve eşya Uygulandığı Mal Borçlunun herhangi bir malvarlığı değeri Yalnızca dava/uyuşmazlık konusu mal veya hak İnfaz Mercii Yalnızca icra dairesi İcra dairesi veya mahkeme yazı işleri Tamamlanma Süresi 7 gün içinde takip/dava zorunlu Aksi belirtilmedikçe dava sonuna kadar sürer 3. İhtiyati Haczin Şartları İhtiyati haciz talebinin kabul edilebilmesi için kanunda öngörülen şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir; bu şartlar alacağın muaccel olup olmadığına göre farklılaşır.

3.1. Vadesi Gelmiş Alacaklar İçin Genel Şartlar Öncelikle talep edilen alacağın para alacağı ya da para olarak ifade edilebilen bir alacak olması gerekir; taşınır veya taşınmazın aynen teslimi ya da bir işin yapılması gibi para dışındaki edim borçları için ihtiyati haciz istenemez, bu tür taleplerde ihtiyati tedbir yoluna başvurulmalıdır. İkinci olarak, alacağın rehinle teminat altına alınmamış olması aranır; rehin yeterli güvence sağladığından, rehinli bir alacak için kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmelidir. Ancak rehin bedeli borcun tamamını karşılamıyorsa, karşılanmayan kısım için ihtiyati haciz istenebilir. Üçüncü şart, alacağın muaccel olmasıdır; vadesi henüz gelmemiş bir alacak için kural olarak ihtiyati haciz talep edilemez. Son olarak, alacaklının alacağının varlığını mahkemede kanaat oluşturacak ölçüde -kesin değil, yaklaşık olarak- ispat etmesi ve mahkemenin belirlediği teminatı göstermesi gerekir.

3.2. Vadesi Gelmemiş Alacaklar İçin İstisnai Hâller İİK m.257/2, alacağın henüz muaccel olmadığı durumlarda dahi ihtiyati haciz istenebilecek istisnai hâlleri düzenler: borçlunun sabit bir yerleşim yerinin bulunmaması; borçlunun, borcundan kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanması, kendisinin kaçmaya hazırlanması ya da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması. Bu hâllerden birinin varlığı hâlinde mahkeme, alacak henüz vadesi gelmemiş olsa dahi ihtiyati haciz kararı verebilir; kanunun açık hükmü gereği bu şekilde konulan haciz, borcu yalnızca o borçlu yönünden muacceliyet kazandırır. Kambiyo senedine (bono, poliçe, çek) dayalı alacaklarda, senedin vadesinin gelmiş olması yeterlidir; ayrıca protesto çekilmesi aranmaz. Tek başına fatura genellikle yeterli kabul edilmese de, faturaya sevk irsaliyesi, teyit formu veya hesap mutabakatı gibi destekleyici belgeler eklendiğinde Yargıtay, bu belgelerin yaklaşık ispat için yeterli olduğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir.

4. İhtiyati Haciz Kararı Nasıl Alınır?

4.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme Görevli mahkeme, alacağa ilişkin uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir; taraflar tacir ve uyuşmazlık ticari nitelikte ise asliye ticaret mahkemesi, aksi hâlde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Esasa ilişkin bir dava zaten açılmışsa, ihtiyati haciz talebi doğrudan davaya bakan mahkemeden istenir; icra mahkemesinin ihtiyati haciz kararı verme yetkisi bulunmamaktadır. Yetkili mahkeme ise, dava henüz açılmamışsa borçlunun yerleşim yeri mahkemesi, sözleşmeden doğan borçlarda sözleşmenin ifa yeri mahkemesi, haksız fiilden doğan alacaklarda fiilin işlendiği yer mahkemesi, kambiyo senedinden doğan alacaklarda ise borçlunun ödeme yeri mahkemesidir. Dava açılmışsa, ihtiyati haciz talebi davaya bakan mahkemeden istenir.

4.2. Talep Dilekçesi ve Deliller İhtiyati haciz talebi yazılı bir dilekçeyle yapılır. Dilekçede alacaklı ve borçlunun kimlik/unvan bilgileri, talep edilen alacağın miktarı ve dayanağı, alacağın muaccel olduğu tarih ve gerekçesi, borçlunun mal kaçırma şüphesine ilişkin açıklamalar (varsa), gösterilebilecek teminatın niteliği ve hangi mallar üzerine haciz istenildiği açıkça belirtilmelidir. Delil olarak yazılı sözleşmeler, faturalar, senetler, banka kayıtları, ilamlar, icra takip belgeleri, yazışmalar ve istisnai hâllerde tanık beyanı kullanılabilir. Burada aranan kesin ispat değil, mahkemede kanaat oluşturacak "yaklaşık ispat"tır; Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre alacaklının alacağın varlığını usul hukuku kurallarına göre tam ve kesin olarak ispat etmesi gerekmez.

4.3. Teminat İİK m.259 uyarınca, alacaklının haksız çıkması hâlinde borçlunun uğrayabileceği zararları güvence altına almak amacıyla teminat gösterilmesi kural olarak zorunludur. Ancak üç farklı durum ayrı ayrı değerlendirilir: alacak bir mahkeme ilamına dayanıyorsa teminat aranmaz; ilam niteliğinde bir belgeye (noter senedi, kesinleşmiş idari karar vb.) dayanıyorsa teminata gerek olup olmadığı mahkemenin takdirindedir; alacak adi bir belgeye, sözleşmeye veya faturaya dayanıyorsa teminat gösterilmesi zorunludur. Uygulamada mahkemeler genellikle alacak miktarının yüzde on ile on beşi arasında bir teminat belirlemekte, borçlunun malvarlığı durumu ve davanın niteliğine göre bu oranı artırabilmektedir.

5. İhtiyati Haciz Kararının Uygulanması ve Süreleri 5.1. 10 Günlük İcraya Başvuru Süresi İİK m.261 uyarınca alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemek zorundadır. Bu süre tebligat beklenmeksizin karar tarihinden itibaren işlemeye başlar; süresinde başvurulmazsa karar kendiliğinden hükümsüz kalır ve alacaklının yeniden mahkemeye başvurması gerekir.

5.2. Kararın İcra Dairesince Uygulanması İcra dairesi, mahkeme kararında belirtilen miktarla sınırlı olmak üzere, genel haciz usulüne göre borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarını, banka hesaplarını ve üçüncü kişiler nezdindeki alacaklarını ihtiyaten haczeder; taşınmazlar için tapu siciline, araçlar için trafik kaydına haciz şerhi işlenir. Haciz sırasında hazır bulunmayan taraflara tutanağın bir örneği, haciz tarihinden itibaren üç gün içinde tebliğ edilir. İhtiyati haciz, kesin hacizden farklı olarak alacaklıya doğrudan satış yetkisi vermez; hacizli malların paraya çevrilmesi ancak ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesinden sonra mümkündür.

5.3. Tamamlayıcı Merasim: 7 Günlük Takip veya Dava Açma Yükümlülüğü İhtiyati haciz yalnızca geçici bir tedbir olduğundan, İİK m.264 uyarınca alacaklının bu tedbiri kalıcı bir sonuca bağlaması gerekir. Alacaklı, haczin uygulandığı tarihten (haciz gıyapta yapılmışsa tutanağın tebliğinden) itibaren 7 gün içinde ya icra takibi başlatmalı ya da esas alacak davasını açmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılması hâlinde ihtiyati haciz kendiliğinden hükümsüz kalır. Takip başlatılmışsa ve borçlu ödeme emrine itiraz ederse, alacaklı bu itirazın kendisine tebliğinden itibaren yine 7 gün içinde itirazın kaldırılmasını icra mahkemesinden ya da itirazın iptalini genel mahkemeden istemek zorundadır; aksi hâlde ihtiyati haciz yine hükümsüz kalır. Dava yoluna gidilmişse, esas hakkındaki kararın kesinleşmesinden itibaren alacaklının 1 ay içinde ilamlı icra takibi başlatarak ihtiyati haczi kesin hacze dönüştürmesi gerekir.

6. İhtiyati Haciz Kararına İtiraz Borçlu ve menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler, ihtiyati haciz kararına karşı kararı veren mahkeme nezdinde itiraz hakkına sahiptir. İİK m.265 uyarınca itiraz süresi 7 gündür ve hak düşürücü niteliktedir. Sürenin başlangıcı, borçlunun haciz sırasında hazır bulunup bulunmadığına göre değişir: hazır bulunuyorsa haczin fiilen uygulandığı tarihten, bulunmuyorsa haciz tutanağının tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar; üçüncü kişiler için ise haczi öğrendikleri tarih esas alınır. İtiraz sebepleri kanunda sınırlı biçimde sayılmıştır: ihtiyati haczin dayandığı maddi şartların bulunmadığı iddiası (alacağın muaccel olmadığı, rehinle teminat altına alındığı gibi), mahkemenin yetkisizliği (yalnızca borçlu ileri sürebilir) ve teminatın yetersizliği veya hiç gösterilmemiş olması. Senet üzerindeki imzanın sahte olduğu gibi menfi tespit davasına konu edilecek iddialar, ihtiyati hacze itirazın kapsamına girmez. Mahkeme, itiraz üzerine tarafları duruşmaya çağırarak inceleme yapar; duruşmaya gelinmese dahi mahkeme dosya üzerinden karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yolu açıktır, ancak istinaf başvurusu kararın icrasını durdurmaz ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesindir. Borçlu, itiraz yoluna başvurmak yerine, İİK m.266 uyarınca alacağı karşılayacak nitelikte bir teminat (nakit, banka teminat mektubu, taşınmaz rehni vb.) göstererek ihtiyati haczin kaldırılmasını da talep edebilir. Bu durumda mallar üzerindeki haciz kalkar, ancak gösterilen teminat borç ödenene kadar haczin yerini alarak alacaklının güvencesi olmaya devam eder.

7. Haksız İhtiyati Hacizden Doğan Tazminat Sorumluluğu İİK m.259 uyarınca, ihtiyati haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve varsa üçüncü kişinin bu yüzden uğradığı tüm zararlardan sorumludur. Bu sorumluluk kusursuz sorumluluk niteliğindedir; tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının kusurlu davranmış olması aranmaz, yalnızca haczin haksız olduğunun tespiti yeterlidir. Alacaklının açtığı dava reddedilmişse, süresinde takip başlatmamış veya davasını sürdürmemişse, alacak muaccel olmadığı hâlde haciz kararı alınmışsa veya gösterilen teminatın yetersiz olduğu sonradan anlaşılmışsa, ihtiyati haczin haksız olduğu kabul edilir. Borçlu, uğradığı doğrudan ve dolaylı zararların (ticari itibar kaybı, sözleşme feshi gibi) tazminini genel hükümlere göre ayrı bir dava ile talep edebilir; bu tazminat öncelikle alacaklının yatırdığı teminattan karşılanır, teminatı aşan zarar için genel hükümlere göre takip yapılabilir. Tazminat davası iki yıllık kısa zamanaşımına tabidir ve bu süre, ihtiyati haczin kaldırılması veya hükümsüz kalması tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Somut Uygulama Senaryosu OLAY ÖZET FORMU Bir mobilya üreticisi firma, uzun süredir cari hesap ilişkisi içinde bulunduğu bir toptancıya sevk ettiği ürünler karşılığında 340.000 TL alacaklı olduğunu, ancak toptancının son dönemde ödemeleri geciktirdiğini ve şirket araçlarını değer altında satmaya başladığını tespit etmiştir. Herhangi bir icra takibi henüz başlatılmamıştır.

BAŞVURU VE HUKUKİ SÜREÇ Küheylan Hukuk Bürosu, mevcut faturalar, sevk irsaliyeleri, taraflar arası hesap mutabakat yazışmaları ve toptancıya gönderilen ödeme ihtarnamesini delil olarak sunarak asliye ticaret mahkemesinde ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Mahkeme, sunulan belgelerin yaklaşık ispat şartını karşıladığı kanaatine vararak alacağın yüzde on ikisi oranında teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı vermiştir. Karar, 10 günlük süre içinde icra dairesine sunulmuş ve borçlunun banka hesapları ile bir aracı üzerine haciz konulmuştur. Haczin uygulanmasından itibaren 7 gün içinde alacaklı adına haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır.

SONUÇ Borçlu, ödeme emrine süresinde itiraz etmemiş ve takip kesinleşmiştir; bu sayede ihtiyati haciz kendiliğinden kesin hacze dönüşmüş, alacaklı ilave bir işlem yapmaksızın haczedilen mallar üzerinden tahsil sürecine geçebilmiştir.

8. Sıkça Sorulan Sorular İhtiyati haciz kararı alınırken karşı taraf (borçlu) dinlenir mi? Kural olarak hayır. Kanun, mahkemenin iki tarafı dinleyip dinlememekte serbest olduğunu düzenlemiştir; bu nedenle ihtiyati haciz kararları çoğu zaman borçlu dinlenmeden, dosya üzerinden verilir. Bu, tedbirin etkinliğini korumak için gereklidir; aksi hâlde borçlunun kararı öğrenip mallarını kaçırma riski doğar.

İhtiyati haciz kararı aldım, hemen malları sattırabilir miyim? Hayır. İhtiyati haciz alacaklıya doğrudan satış yetkisi vermez; yalnızca malların geçici olarak güvence altına alınmasını sağlar. Malların satışı, ancak ihtiyati haczin -takip veya dava yoluyla- kesin hacze dönüşmesinden sonra mümkündür.

10 günlük ve 7 günlük süreleri karıştırıyorum, aralarındaki fark nedir? 10 günlük süre, mahkemenin verdiği ihtiyati haciz kararının icra dairesine sunularak infaz edilmesi içindir (İİK m.261). 7 günlük süre ise, haczin fiilen uygulanmasından sonra, alacaklının bu tedbiri kalıcı hâle getirmek için icra takibi başlatması veya dava açması içindir (İİK m.264). Her iki süre de hak düşürücüdür ve kaçırılması ihtiyati haczin hükümsüz kalmasına yol açar.

Borçlu olarak hakkımda ihtiyati haciz kararı verildi, ne yapabilirim? Kararın uygulanmasından itibaren 7 gün içinde kararı veren mahkemeye itiraz edebilir; alacağın muaccel olmadığı, rehinle teminat altına alındığı veya teminatın yetersiz olduğu gibi sebeplere dayanabilirsiniz. Alternatif olarak, itiraz yoluna gitmeden, alacağı karşılayacak bir teminat göstererek haczin kaldırılmasını da talep edebilirsiniz.

Dikkat: Süreçte Sık Yapılan Hatalar 10 günlük icraya başvuru süresini kaçırmak: Mahkeme kararı alındıktan sonra 10 gün içinde icra dairesine başvurulmazsa, ihtiyati haciz kendiliğinden hükümsüz kalır ve süreç baştan başlatılmalıdır. 7 günlük tamamlayıcı takip/dava süresini gözden kaçırmak: Haczin uygulanmasından sonra süresinde takip başlatılmaz veya dava açılmazsa, alınan tedbir tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. Yetersiz delille yaklaşık ispatı sağlamaya çalışmak: Tek başına fatura çoğu zaman yeterli görülmez; sevk irsaliyesi, mutabakat yazışması veya ihtarname gibi destekleyici belgelerle güçlendirilmelidir. İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbiri karıştırmak: Para alacağı dışındaki taleplerde (eşyanın iadesi, bir işin yapılması gibi) ihtiyati haciz değil, ihtiyati tedbir talep edilmelidir; yanlış müessesenin seçilmesi talebin reddiyle sonuçlanır.

Sonuç İhtiyati haciz, henüz icra takibi kesinleşmeden borçlunun malvarlığını güvence altına almak isteyen alacaklılar için etkili, ancak sıkı süre ve şekil şartlarına bağlı bir hukuki araçtır. Talebin doğru mahkemeye, yeterli delille ve uygun teminat teklifiyle sunulması kadar, kararın alınmasından sonraki 10 günlük ve 7 günlük hak düşürücü sürelerin eksiksiz takip edilmesi de sürecin başarısını doğrudan belirler. Küheylan Hukuk Bürosu, icra ve iflas hukuku alanındaki güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına hâkimiyetiyle, ihtiyati haciz talebinin hazırlanmasından kararın icrasına ve olası itiraz süreçlerine kadar müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sunmaktadır.

Av. Mert Deniz Küheylan Önemli Yasal Uyarı: Bu rehberde yer alan hukuki açıklamalar Küheylan Hukuk Bürosu tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebileceğinden, süreç başlangıcından itibaren bir icra hukuku avukatından destek alınması tavsiye olunur. Küheylan Hukuk Bürosu — © 2026 Tüm Hakları Saklıdır.

İlgili Mevzuat ve Kaynaklar

Küheylan Hukuk

KÜHEYLAN HUKUK